Perşembe, Ekim 18, 2007

Mesleki Eğitim Nedir?

Mesleki ve teknik eğitim; toplumsal hayatın her alanında ihtiyaç duyulan mesleklerde kalifiye teknik elemanlar yetiştirilmesi için gerekli bilgi ve becerilerin verildiği eğitimdir.

Mesleki ve teknik eğitimin amacı, toplumun hedefleri ve iş çevrelerinin talepleri doğrultusunda bireylere belirli bir mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve uygulama yeterliliklerinin kazandırılmasıdır.

MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİMİN TÜRKİYE’DEKİ YERİ

2005 yılında AB içinde yapılan bir araştırmada velilere "zorunlu eğitimi tamamlamış öğrenciye, genel mi, meslek eğitimi mi tavsiye edersiniz?" sorusu yöneltiliyor. İngiltere, Fransa, Finlandiya, Hollanda gibi gelişmiş ülkelerde yaşayanlar yüzde 70 gibi büyük bir çoğunlukla mesleki eğitim derken bu oran Türkiye’de çok aşağılarda kalmaktadır.

İş piyasasına girenlerin çoğunun mesleki bir eğitimi yok. Mesleki eğitim almayan kişiyi piyasada yetiştirmek de oldukça zor. Yani sadece genel lise eğitimi almış insanlar işgücü verimliliğini arttıramıyor.

Üniversite mezunlarının çoğu hayallerini kurdukları işlerde çalışamamaktadırlar. Memuriyete geçenler ve güçlü şirketlerde işe girenler üniversiteden mezun olanların mutlu azınlığını oluşturuyor.

Türkiye 10 yıllık perspektif içinde AB’ye tam üye olacaksa, ekonomide güçlü ve yapısal bir dönüşüm gerçekleştirmek zorunda. Bu dönüşümün temelinde de verimlilik ve katma değeri yüksek ürünler üretmek ve ihraç etmek yatıyor. Bu hedefe ulaşabilmenin en önemli ön koşullarından biri, vasıflı işgücü.

Meslek Seçimi Nedir, Neden Önemlidir?

İnsan hayatının en önemli dönüm noktalarından birisi olan meslek seçimi insanın yaşam biçiminin de seçilmesi demektir.
Bireyin gelecekteki yaşam tarzının belirlenmesinde dönüm noktası olan mesleki tercihini yaparken doğru ve isabetli karar vermesi gerekmektedir. Çalışmanın tüm hayatımızdaki yerini göz önüne aldığımızda çalışma hayatımızın kalitesinin ve çalışma adına yaptığımız faaliyetlerin bireysel mutluluğumuza doğrudan etkisi vardır. Dolayısıyla çalışma hayatında ve özel hayatımızda mutlu olmanın, iyi bir kariyer elde etmenin ilk adımı da kişiliğimize uygun meslek seçiminden geçer.
Mevcut durumu incelediğimizde kendine uygun meslek seçmiş olan bireylerin toplumda işlerini severek yaptığını, mesleğinde ilerlediğini böylece hem coşkulu hem mutlu hem de verimli olarak yaşamlarını sürdürmekte olduğunu görmekteyiz.
Buna karşılık seçtikleri meslek, yetenek ve ilgilerine uymayan kimselerin çalışmaya karşı isteksiz, işe devamsız, verimi düşük yeniliklere direnen ve her zaman mesleklerini değiştirme gayreti içinde olduklarını görmekteyiz. Bu da hem çalışan, hem de işveren tarafından çalışma hayatında istenmeyen bir durumdur. Bunun için meslek seçmek hayat biçimini seçmek demektir. Öyleyse gerçekçi ve doğru seçim yapmak zorundasınız.

• Ben neler yapabilirim? (Bireyin yeteneklerinin belirlenmesi)
• Ben neleri yapmaktan hoşlanırım? (İlgi alanlarının belirlenmesi)
• Karakterim nasıl? (Kişilik özelliklerinin belirlenmesi )
• Ben ne istiyorum? (İş değerlerinin belirlenmesi)
• İlgi duyulan mesleklerin incelenmesi.
» Meslek mensuplarının yaptığı temel faaliyetler,
» Çalışma ortamı,
» Çalışma koşulları,
» Çalışanlarda aranılan nitelikler,
» Mesleğe hazırlanma,
» İlk işe giriş,
» Meslekte ilerleme,
» Kazanç,
» İş bulma olanağı ve mesleğin geleceği,
» Mesleğin gerektirdiği nitelikler vb.

Birey kendi özellikleri ile mesleğin özelliklerini eşleştirerek kararını oluşturabilir. Üzerinde durulacak temel nokta "Bireyin kendini olmak istediği gibi değil olduğu gibi" objektif olarak tanıması ve ilgi duyduğu mesleği de olumlu, olumsuz özellikleriyle tanımasıdır. "Ben ne kadar çok kazanabilirim?" yerine "Ben hangi işi en iyi şekilde yapabilirim?", "Hangi ortamlarda ve koşullarda çalışmaktan mutlu olurum?" sorusuna cevap vermesi ve hayattaki mutluluğu yakalamak için ilk adımı doğru atması önemlidir.
Meslek Nedir?

Meslek, insanın yaşamını sürdürebilmek için icra ettiği ve genellikle yoğun bir eğitim, çalışma, bilgi birikimi, seçilen mesleğe bağlı olarak yetenek geliştirmeyi gerektiren ve tüm bu sürecin sonunda kişilerin kazandığı ünvanın adıdır.

Genellikle her meslek o mesleğin etik değerlerini, gelişimini, lisanslanmasını ve diğer insanlar nezdinde tanınmasını sağlayan profesyonel kuruluşlara sahiptir. Yeryüzünde binlerce meslek bulunmaktadır. Bizde resmi olarak tanımı yapılmış 600 civarında meslek vardır.

Mesleklere örnek olarak bilgisayar programcısı, yazılım mühendisi, tekstil teknikeri vs verilebilir. Her bir meslek için tanım, görev alanları, genel olarak kullandığı araç ve gereçler, mesleğin gerektirdiği özellikler, çalışma ortamı ve koşulları, çalışma alanı ve iş bulma olanakları, meslek eğitiminin verildiği yerler, meslek eğitimine giriş koşulları, eğitimin süresi ve içeriği, meslekte ilerleyebilme ve yeni meslekleri seçebilme olanakları, destekleyici meslek kuruluşları, mesleğin başarıyla yürütülebilmesi ve geleceği ile ilgili pekçok husus mutlaka araştırıp geliştirilmesi gerekli hususlardandır.

Cumartesi, Mayıs 06, 2006

YÜKSEK ÖĞRETİMDE PARADİGMA DEĞİŞİMİ


B. Gültekin Çetiner1, Nedim Türkmen1 ve Oğuz Borat2
1Dr , King Abdulaziz University Jeddah, 2Dr. Marmara Universitesi İstanbul
gultekin@drcetiner.org, nedimturkmen@hotmail.com, oguzborat@gmail.com


Özet

Son zamanlarda yüksek öğretimde bir paradigma değişimi (paradigm shift) yaşanmaktadır. Değişen bu paradigmada artık öğretici temelli (instructor based) eğitim yerini, öğrenen temelli (learned based) eğitime bırakmaktadır. Bu makalede eski ve yeni bir anlayıştaki paradigmalarla birlikte yeni paradigmanın Sanal Eğitim (Virtual Education) boyutu tartışılmaktadır.



1. Giriş

Paradigma kısaca herhangi bir alanda yerleşik yazılı ve yazılı olmayan tüm kurallara ve uygulamalar bütününe verilen bir isimdir. Paradigma bir başka deyişle bir modelin, bir bakış açısının, kavrayış ve anlayışın adıdır. Bir paradigma, uzun süren deneyimler ve başarısı kanıtlanmış süreçleri içerisinde barındırabilir. Bu, söz konusu paradigmanın her zaman başarılı olacağı anlamına gelmez. Yeni bir paradigma eskisini geçersiz kılacak şekilde tüm kalıpları yıkarak kendi kurallarını koyduğunda artık eskisi için başarılı olabilecek bir zemin kalmamıştır.

Paradigma değişimi ve felcine ait pekçok yerde verilen klasik örnek Swiss firmasıdır. Bilindiği gibi dünya saat pazarının en büyüğünü tek başına elinde tutan bu firma dijital saati kendisi dünyaya tanıtmasına rağmen çalışırken tıklama sesi duyulmayan bu saatleri barındıran yeni paradigmayı kavrayamadığından veya klasik deyimle paradigma felcine (paradigm paralysis) yakalandığından 1-2 sene içerisinde eski pazar payının tümüne yakınını Japon elektronik saat firmalarına kaptırmıştır.

Paradigma felcine ait diğer örnek olarak IBM firması verilmektedir. Raflarından indirdiği ucuz ve standart (Off-shelf) ürünlerle son kullanıcılar için ilk PC’yi oluşturan IBM, donanım ve yazılım alanında eski paradigmasında takıldığı için yeni paradigmalarla ortaya çıkan bazı firmalar, örneğin PC donanım satışında Dell ve yazılımda (işletim sistemi ekseninde) Microsoft kendi ürettikleri paradigmalarla PC geliştirici bu firmayı geride bırakmışlardır.


2. Eğitimde Paradigmalar

Paradigma değişimi her alanda olduğu gibi bugün benzer şekilde eğitim alanında yaşanmaktadır. Burada yüksek öğretimdeki eski ve yeni paradigmalar üzerinde durmakta fayda vardır. Klasik paradigmada izlenecek öğretim ve eğitim programları, bir dönemde sunulan dersler (kurslar) ve bunlara ait müfredatlar şeklinde hazırlanmaktadır. Program hazırlıklarında veya revizyonlarında öğrencilerin istihdam edilecekleri iş piyasasına danışılmamakta veya sanayi ve hizmet sektörünün istek ve beklentilerine dikkat edilmemektedir.

Her bir program içerisindeki değişik kurslar (dönem dersleri), içerikleri ve kredileri akademik bir hiyerarşi içinde tanımlanmaktadır. Hatta bazı üniversitelerde kurslar, diğer program akademisyenlerinin, ilgili sektör kaygısı taşımayan daha ziyade kendi ders potansiyellerini korumayı hedefleyen yoğun değişiklik isteklerine maruz kalabilmektedir. Bu yapıdaki bir programda her ne kadar seçimli bir takım kurslar yer alsa da öğrenciler için genellikle katı bir program sunulmuş olmaktadır; ayrıca öğrencilerin amaçları ve düzeyleri göz ardı edilmektedir. Özellikle müşteri durumundaki iş piyasasının isteklerinin programlara yerleştirilmesinde ve kursların bu şekilde tasarımında her zaman için problemlerle karşılaşılmıştır.

Klasik paradigmanın diğer problemi, öğrencileri sanki aynı kalıptan çıkmış kabul etmesi ve bir dönem boyunca haftalara dağıtılan derslere senkronize şekilde sokmasıdır. Daha önceki alt yapısı, ilerleme hızı veya amaçları nedeniyle kursta çok hızlı yol alabilecek öğrencilerle çok yavaş veya yetersiz öğrenciler aynı anda aynı derslere maruz kalmaktadır.

Senkronize eğitim klasik paradigmanın en yaygın kurallarındandır. Optimum öğrenme zamanının her bir öğrenci için farklı olması nedeniyle senkronize eğitim, öğrenme verimliliği açısından bir problemdir.

Öğrenme verimliği, öğreticinin zamanının ne kadarını hangi ve kaç kredilik kurs için harcadığı değil, geçen toplam zamanda ne kadar öğrenme (tanımlanan belli bilgi ve yeteneklerin edinildiğini göstererek) gerçekleştirdiği ile ilgilidir. Öğrenme verimliliğini artırmak için öğrencinin belli bilgiyi ve beceriyi öğrenmek için geçirdiği zamanı kısaltmak gerekmektedir.

Öğrencinin amacını gerçekleştirebileceği veya istekli olduğu kursları istediği zamanda almasının verimliliği artıracağı açıktır. Klasik paradigmada, belli krediyi tamamlamadan mezun olamadığından bir öğrenci kendi zamanına uygun olan ve açılması muhtemel herhangi bir kursu alarak mezun olabilme yoluna gidebilmektedir. Böyle bir seçimde öğrenme verimliliği ne derece sağlanabilir?

Klasik paradigmada en çok savunulan konulardan biri öğretici (instructor) temelli sınıflarda öğrenciyle karşılıklı etkileşimin (interactivity) yüksek olması gerekçesidir. Burada göz önünde bulundurulması gereken nokta bu etkileşimin oranı, kalitesi ve etkileşim sonucunda oluşacak öğrenmedir. Etkileşimin kalitesinin artırılması için gerekli multimedya donanımının maliyetler nedeniyle tüm derslikler düzeyinde kullanılamaması önemli bir problemdir. Bir bilginin iletilmesinde başlıca faktörlerler
bilgiyi ileten,
alıcı,
bilginin iletildiği platform veya altyapı (medya) ve
mesajın kendisidir.

Bu noktada alıcı durumda olan öğrenicilerin konuya odaklanmış durumda veya mesajı algılayabilecek seviyede olması gerektiğinden senkronize eğitimde etkileşim sonucunda elde edilebilecek öğrenme verimliliği de düşecektir. Geleneksel öğretim ve eğitimde öğreticilerin “o kadar çok kapsanacak konu var ki hiçbir dönem tüm konuları bitiremiyorum” şeklindeki şikayetleri sıklıkla duyulmaktadır. Burada problem şudur, kapsanacak konular belki öğrenci mezun oluncaya kadar güncelliğini yitirecek veya yeni teknolojiler nedeniyle eskimiş ve kullanışsız (obsolete) hale gelecektir.

Bilginin hızla güncellendiği ve bilgiye erişimin hızına hiçbir üniversite kütüphanesinin erişemeyeceği bilişim çağında yaşanıyor artık. Ders içeriğine çok fazla konu katma yerine öğrenciye her ders için belirli amaçlar tanımlayıp bunları öğrencinin istediği şekilde elde etmesinin yolunu açmak daha anlamlı görünüyor. Burada çıktı amaçlı eğitim (outcome based education) kavramı gündeme geliyor. Çıktı amaçlı eğitim, geleneksel öğretim ve eğitim paradigmasında kurs tasarımı aşamasında yararlanılabilen bir kavram olmasına karşın öğrenici temelli yeni paradigmayla daha çok uyuşmaktadır.

Paradigma artık öğretici temelli eğitimden öğrenen temelli bir paradigmaya doğru değişmektedir. Geleneksel paradigmanın önemli özellikleri büyük yatırım maliyetlerini ve alıcı konumdaki kişilerin (öğrenciler) belli zaman ve mekanlarda belli yerlerde bulunmasını gerektirmesidir.


3. Bilişim Devrimi ve Yeni Paradigma

Eski paradigma tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş sonrası ortaya çıkan bir eğitim şeklidir denilebilir. Üretim sektörünün yaygın olduğu bu modelde üretim, girdileri (ham madde) belli dönüştürme kaynaklarını (emek ve makine) belirli süreçler içinde kullanarak fiziksel bir ürünü ortaya çıkarma şeklinde gerçekleşir. Ortaya çıkan ürün ekonomik bir katma değeri içermektedir. Bunu ortaya çıkarabilmek için çoğunlukla yüksek yatırım ve işletme maliyetlerine ihtiyaç vardır. Oysa bugünkü bilişim çağında, örneğin yeni mezun zeki bir programcı yalnızca klavye kullanarak yepyeni bir bilgi üretmek suretiyle dünya üzerinde herkesin satın alacağı bir fikri yazılım haline getirebilir. Sonuçta ortaya çıkan ürün fiziksel bir şey değildir. Ürünün tekrar üretilme maliyeti bir CD veya disk ücreti kadardır. Oysa ortaya çıkan değer diğer üretimdekilerle karşılaştırılamayacak kadar fazladır. Gelişmiş ülkelerde hizmet sektörünün çok daha gelişmiş olduğunu ve sanayi üretiminin gelişmekte veya gelişmemiş olan ülkelere doğru kaydığını görmekteyiz.

Bilişim devrimi yüzünden bilgi çok hızlı
üretilmekte,
yayılmakta ve
güncellenmektedir.

Artık ne üniversite kütüphaneleri ne de ders içerikleri ve programların mevcut paradigma ile yeni paradigmanın karşısında durması mümkündür. Eski paradigmanın karşısındaki güç aslında bilişim devriminden başkası değildir. Artık mevcut yüksek öğretimdeki pek çok anlayışın yeniden sorgulanması ve değiştirilmesi gerekiyor.

Giriş kısmında bahsedildiği üzere paradigma felcinden kurtulabilmek için mevcut paradigma içindekilerden yardım alabilmek zor görünmektedir. Çünkü paradigmanın içindeki kişilerin, uzun süren deneyimler sonucu oluşan alışkanlıklarından, anlayışlarından paradigmanın en güçlü olduğu bir dönemde kurtulmaları çok zor görünmektedir.

Yeni paradigmaların çıkış zamanı da genellikle eski paradigmanın en güçlü olduğu zamana dayanmaktadır. Örneğin Swiss firması yeni dijital saatin Japon fimalarınca satılmaya başladığı yıl %80’e yakın dünya pazarını elinde bulunduruyordu.

Paradigma değişiminin eski paradigma yöneticilerinden çıkışının zor olması nedeniyle genelde dışarıdan gelen paradigma öncülerine (paradigm pioneers) ihtiyaç bulunmaktadır. Paradigma öncülerinin pekçok önemli özellikleri olmakla birlikte genellikle aşağıdaki gruplar aday olarak gösterilmektedir [1]:
a) Farklı ve yeni bir eğitim sürecinden gelen yeni mezun gençler
b) Alan değiştiren, yeni alanlara kayan yaşlı ve deneyimli gelişmeye açık kişiler (lifelong learners)
c) Bağımsız ruhlu kişiler. Bunlar eski paradigmanın içinde olan fakat bağımsız düşünebilen kişilerdir. Genellikle Maverick olarak adlandırılırlar. Maverick ismi pokerde büyük bir sığır sürüsü kazanıp beklentilerin aksine bu sürüyü ticari olarak değerlendirmeyip salıveren kişinin adından gelmektedir.
d) Herşeye burnunu sokan, bilmediklerini tamir etmeye veya kurcalamaya bayılan, her konu hakkında bilgi sahibi olmaya çalışan kişiler (tinkerer).

Yukarıdaki gruplara bakıldığında tek tipçi bir eğitim anlayışının yeni paradigmalar üretebilen fertler oluşturmasının çok zor olduğu söylenebilir. Paradigma öncüleri yeni bir oyunun kurallarını koyan kişilerdir.

Öğrenen temelli eğitim (learner based education) olarak adlandırılan yeni paradigma sanal eğitim (virtual education), uzaktan eğitim (distance education) veya karışık öğrenme (blended learning) ile birlikte geleneksel eğitim sisteminde paradigma değişimine yol açacağa benzemektedir. Geleneksel paradigmaya takılı kalmış eğitimcilerin sorgulamadan “uzaktan veya online eğitime inanmıyorum” şeklinde kesip attığı bu yöntemler pekçok kurum tarafından çeşitli şekillerde uygulanmaktadır.


4. Yeni Bir Paradigma

Öğrenmek için yer ve zaman sınırlayıcı olmaktan çıkmış olup, artık insanlar aradıklarına internet ve araçları sayesinde çok çabuk ulaşabiliyor. Birçok büyük üniversite ve eğitim kurumu uzaktan eğitim ile pekçok programlarını dünyanın her yanındaki insanlara ulaştırmaktadır. Burada bilişim devriminin imkanlarından faydalanacak bir uzaktan eğitim sistemini içeren yeni bir paradigmaya ait bir takım özellikler tanımlanmaktadır. Bu özellikler uygun bir yazılım ile desteklenmek suretiyle pilot proje şeklinde gerçekleştirilebilir.

Yeni paradigmanın en önemli özelliği tüm sorumluluğun öğrenci üzerinde olmasıdır. Öğrenci, tüm sistem içerisinde amacına ve programlarda belirtilen kursların amaçlarına uygun olarak istediği programdan kurs seçimi yapabilir. Programdaki her bir kurs tasarımı içerisinde kursun amaçları belirlenmiş olmalıdır.

Öğrenen temelli (learner based) bu sistemde her bir program/kurs tasarımı sırasında, konu başlıkları belirli amaçları/çıktıları gerçekleştirecek şekilde belirlenir. Program amaç ve çıktıları özel olarak veya ABET (Accreditation Board for Engineering and Technology) [2] gibi kaliteyi denetleyen birtakım kuruluşların kriterlerine veya kurumun kendisinin tanımladığı ihtiyaçlara göre belirlendikten sonra konu başlıkları program amaç çıktılarına karşı gelecek şekilde aşağıdaki örnekte görüldüğü üzere matris haline getirilir (Şekil 1).




Program: Endüstri Mühendisliği
Kurs Adı: Mühendislik Yönetimi
Akreditasyon Programı: ABET (Accreditation Board for Engineering and Technology)


Kriterler veya Çıktılar (Outcome Elements)

Konular (Topics)
a
b
c
d
e
f
g
h
i
j
k
Mühendislik kurumlarında yönetimli ilgili temel bilimsel ve mühendislik ilkelerini Tanımla (Describe fundamental scientific and engineering principles in engineering organizations as relevant to management)
1
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Bilimsel ilkeleri yönetimdeki karar verme problemlerine Uygula (Apply scientific principles to the decision making problems in management)
3
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Yönetim problemlerini çözmek için kullanılan yazılım araçlarını Sınıflandır (Classify software tools available for solving management problems)
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
2
Bir mühendislik kurumunda belirli bir yönetimsel amaç için uygun teknik ve araçları Seç (Select Appropriate techniques and tools for a specific management task in an engineering organisation)
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
4

Şekil 1. Mühendislik Yönetimi dersindeki birkaç konunun ABET a-k çıktı kriterlerine (Outcome element) göre sınıflandırılması


5. a-k ABET Kriterleri

Örnekler

Kriter a (Outcome a): Matematik, bilim ve mühendislik bilgisini uygulama yeteneği. (An ability to apply knowledge of mathematics, science, and engineering)

Kriter k (Outcome k): Çeşitli teknik, yetenek, ve modern mühendislik araçlarını mühendislik pratiğinde uygulama yeteneği (An ability to use the techniques, skills, and modern engineering tools necessary for engineering practice)

Yukarıdaki matriste satırlardaki konular ve sütunlardaki kriterlerin kesişimindeki hücrelere 1’den 6’ya kadar puan verilir. Puanlar Bloom [3] tarafından tanımlanan taksonomik seviyelere karşılık gelmektedir. 1, öğrenmenin en alt seviyesi olan bilgi (knowledge) ve 6, en üst seviye puanla yani değerlendirme (evaluation) seviyesi şeklinde ifade edilir. Bloom Taksonomisine göre seviyeler ve anlamları aşağıda açıklanmaktadır.

1. Bilgi (Knowledge): Daha önceki öğrenilen bilgiyi hatırlama. Öğrenmenin en alt seviyesidir. Ezbere dayanabilir. Bilgi seviyesinin var olduğunu anlamak için öğrenciye sorular yöneltilirken kullanılacak bazı fiiller:
Düzenle (Arrange), Tanımla (define), Tekrarla (Repeat), Seç (Select)
2. Kavrama (Comprehension): Bilginin anlamını yakalama. Bilgiyi kavrama ve kendi ifadeleriyle yeniden anlatabilme.
Örnek Fiiller: Sınıflandır (Classify), Savun (Defend), Tartış (Discuss), Açıkla (Explain), İfade et (express), Genişlet (extend), Örneklendir (give examples), Özetle (summarize)
3. Uygulama (Application): Bilgiyi gerçek hayata uygulama
Sorulardaki örnek fiiller: Uygula (apply), Göster (demonstrate), Değiştir (modify), Çöz (solve), Kullan (use)
4. Analiz (Analysis): Nesneleri veya fikirleri daha basit bileşenlerine ayırma ve bileşenlerin birbiriyle nasıl bağlandığını ve çalıştığını görme
Fiiller: Analiz et (Analyze), Kategorize et (Categorize), Ayrıştır (discriminate), Modelle (model), Sorgula (Question), Test et (Test)
5. Sentez (Synthesis): Farklı fikir ve bileşenleri yeni bir bütünleşik fikir haline getirebilme.
Fiiller: Yeniden inşa et (reconstruct), Planla (Plan), Tasarla (design), birleştir (compose), yeniden düzenle (rearrange), geliştir (develop)
6. Değerlendirme (Evaluation): Delillere, göstergelere veya dışarıdan gelen birtakım kriterlere göre yargı yürütebilme, değerlendirme.
Fiiller: Seç (Choose), Karşılaştır (compare), Sonuçlandır (Conclude), Açıkla (Explain), Gerekçelendir (Justify), Değerlendir (Evaluate)

Her bir kurs için matrisler benzer şekilde hazırlanır. Bir kurstaki konuların ortalaması 3’ü geçiyorsa bu kurs öğrenciyi en az uygulama (Application) seviyesine çıkarabilir demektir. Eğer ortalama 1 ise bu kurs öğrenciyi ancak (Knowledge) seviyesine çıkarabilir demektir. Bütün kursların aynı şekilde ortalaması alındığında öğrencinin Bloom taksonomisinde üst seviyelere çıkabiliyor olması gerekir. Kurslar bu şekilde tasarlandıktan sonra öğrenci çıktılarının ölçülmesi önem arzetmektedir. Bu amaçla kurs matrisindeki değerlere göre yapılacak ölçme ve değerlendirme testlerine ihtiyaç bulunmaktadır. Öğrencinin matristeki beklenen çıktıları ne derece sağladığını anlayabilmek için yapılacak tüm quiz, ödev, proje gibi testlerin matriste belirtilen çıktılara göre hazırlanması gerekmektedir. Aşağıdaki tabloda matriste tanımlanan çıktıları test etmek için kullanılabilecek bazı soru örnekleri gösterilmiştir. Sınavları hazırlarken geliştirilecek bir yazılım hangi tipte sorular sorulması gerektiği hakkında yardımlar üretmelidir.

Tablo 1. Bir derse (Mühendislik Yeönetimi Dersi) ait çıktıları ölçmek belirli kriterleri (bu örnekte ABET) belli seviyelerde (Bloom Seviyesi) ölçmek için soru örnekleri



Mühendislik Yönetimi Dersi Amaç Matris çıktısını ölçmek için Örnek Sorular
Ölçülen
ABET Kriteri
Ölçülen Bloom Seviyesi
Bir mühendislik kurumunda yöneticiler tarafından kullanılabilecek bilimsel yöntemleri maddeler halinde yazarak tanımlayınız
a
1
(Bilgi)
Aşağıda verilen karar verme problemini, karar ağacı (decision tree) yöntemini uygulayarak çözünüz.
a
3
(Uygulama)
Bir işletmede yöneticiler, risk altında karar verecekleri zaman hangi yazılımları kullanabilirler?
k
2
(Kavrama)
Aşağıda ayrıntılı olarak tanımlanan karar verme probleminde hangi yazılım araçlarını seçersiniz?
k
4
Analiz


Kurslar tasarlanma esnasında belli kriterlere göre (örneğin ABET) çeşitli seviyelerde çıktıları üretmek üzere konular belirlendikten ve hangi ölçümle (quiz, test, yazılı, ödev vs) öğrencinin test edileceği tanımlandıktan sonra belirlenen tarihlerde sınav soruları bir soru tabanından çekilerek otomatik hazırlanabilir.

Bu kurs tasarım sistemi bir uzaktan eğitim sistemine entegre edilerek çalıştırılabilir. Böyle bir durumda online quiz, ödev gibi araçlarla sonuçlar otomatik değerlendirilip her bir öğrenci için elektronik portföy (portfolio) oluşturulabilir. Böylece belli kursları alan öğrenci sonunda, hangi kriterleri ne ölçüde bitirip mezun olduğu sorgulanabilir.

Çıktı temelli bir eğitim sisteminde uzaktan eğitimin sağladığı tüm imkanlar ve aktivitilerden yararlanılabilir. Bunlar;

Kursla ilgili her türlü sunu, multimedya dosya, başka sayfalara link gibi kaynak dosyalar (Resources). Bunlara isteyen öğrenci istediği zaman ve mekanda ulaşabilir.
Ödevler (Assignment). Online veya offline teslim edilen ödevler, projeler
Sohbet odaları (chat rooms). Çeşitli konularda öğretici-öğrenci ve öğrencilerin kendi arasında canlı tartışma ortamları. İnteraktivitenin yoğun kullanılabileceği ortamlar. Geleneksel sınıf ortamına göre üstünlüğü, herkesin kendi amacına ve seviyesine göre istediği odayı seçme şansı mevcuttur.
Forumlar (Forums). Sohbet odalarının çevrim dışı şekli denilebilir. Sınırsız sayıda forum konuları oluşturulup isteyen istediği foruma üye olup tartışmalara katılıp amaçlarına uygun şekilde kendini geliştirebilir.
Genel kavramlara ait sözlükler (glossaries). Her kurs için oluşturulacak bu sözlüklerde teknik terimler, dersle ilgili çeşitli kavramlar açıklanabilir. Örneğin forum veya sohbet sırasında bu kavramları bilmeyen kişiler çeşitli fontlarla ve kısa yollarla bu sözlüklere ulaşabilirlerse büyük yararlar sağlar.
Kurs dosyası (Journal) Öğrencilerin kursu takip sırasında tuttukları dosyalar, aldıkları küçük veya büyük notlar. Bunlar kurs sonunda değerlendirme amaçlı kullanılabilir. Öğrencinin takibi açısından çok faydalıdır.
Dersler (Lessons) Öğrencilerin asenkron olarak istediği zaman adım adım çeşitli konuları öğrenmek için kullanacağı kaynak dosyalar. Zengin multimedya destekle canlı dersten daha etkili olabilir. Örneğin, tıpla ilgili bir kursta gerçek bir ameliyat sırasında çekilen ve adım adım açıklamalarla desteklenmiş bir video dosyası gibi. Adım adım ders anlatım sırasında ileri geri tuşlarıyla öğrencinin istediği konuya gidebileceği şekilde, veya her konu sonunda kısa quizlerin başarıyla geçilmesi halinde bir sonraki kursa devam edilebilecek şekilde tasarlanabilir.
Quizler. Bunlar, çoktan seçmeli, sayısal tek cevabı içerecek, yanlış doğru, veya doldurmalı olmak üzere çok çeşitli tiplerde tasarlanabilir. Her bir soru Bloom taksonomide hangi seviye ve hangi çıktıyı ölçmekte kullanılacağı kategorize edilerek soru bankasına yerleştirilirse online bir quizin hazırlanması birkaç dakikayı geçmez. Sonuçların değerlendirilmesi tam otomatiktir veya çok kısa zamanda gerçekleştirilir.
Tarama (survey) Öğrencilerden zaman zaman geri beslemede kullanılabilecek bilgileri almak amacıyla kullanılan araçlardır.
Wiki (What I know is ..) şeklinde herkes kendisine ait bir yer açarak istediği şekilde başkalarının kullanımına açabilir.
Online kurslarda otomatik yoklama dahi yapılabilir (attendance). Etkileşimin her türlüsü loglarda tutularak öğrencinin sisteme hangi zamanlara girdiği, ne kadar kaldığı hangi dersi ne kadar sürede tamamladığı, quizleri ne kadar sürede tamamladığı, hangi forumlarda ve sohbetlerde yer aldığı hepsi takip edilebilir. Ayrıntılı istatistikler her bir öğrenci ve topluca yapılabilir.
Takım çalışması çok önemli çıktılardan birisidir. Online bir kursta çalışma grupları oluşturulup bunların takibi daha rahat yapılabilir. Grupların aktivitelere nasıl katıldığının, neler yaptığının ayrıntılı istatistikleri tutulabilir.

Uzaktan eğitimde hazırlanan her kursun amaçları ve istediği çıktılar kursun tanım sayfasında yer almalıdır. Böylece öğrenci kendi amaçlarına uygun olan bir kursu seçebilecektir. Öğrenci zaman, mekan ve hatta kurs sınırı olmadan istediği bir kursu alabilmelidir. Kurs seçiminde mümkün olduğunca geniş bir yelpazede seçim yapabilmelidir. Eğer program/kurs tasarımı mükemmel hazırlanmış ise zorunlu derslerin kaldırılması da mümkündür. Örneğin, bir program çıktı tanımında ABET kriterlerini seçmiş olsun. ABET a Kriteri, öğrencinin matematik, bilim ve mühendislik bilgisini uygulama yeteneğini sorgulamaktadır. Eğer öğrencinin bu kriteri kendi seçtiği çeşitli kurslarda uygulama seviyesinde sağlaması isteniyorsa matematik dersi zorunlu olmasa bile amacını sağlamak için öğrenci gidip ilgili dersi alacaktır veya bunu bir şekilde öğrenecektir. Çünkü amacını gerçekleştirmesinin yolu ilgili çıktıyı sağlamaktan o da ilgili matematik konusunu öğrenmekten geçmektedir. Dikkat edilirse burada sorumluluk öğrenen üzerindedir. Burada önemli nokta, öğrenciye amaçlarını gerçekleştirmesi yolunu kolaylaştırmaktır. Bu anlamda öğretici (instructor) kavramı yerini kolaylaştırıcıya (facilitator) bırakmaktadır. Ayrıca klasik paradigmadaki yıl veya dönem kavramı da geçersiz olmaktadır. Çünkü bu çıktıları sağlama süreci kişiden kişiye değişir. Bazıları için bu süreç 2, bazılarına göre 5 yıl olabilir. Önemli olan öğrencinin çıktıları sağladığı anda mezun olabilmesidir. Öğrencinin amaçları ve program çıktıları, uzaktan eğitim sistemlerindeki asenkron şekilde kolaylaştırıcıların kontrolünde verilen yukarıda bahsedilen aktivitelerle sağlanabilir.

Uzaktan eğitim pekçok program için öğrencilerin tamamen online faydalanabilmesine açık olabildiği gibi sertifikalı bazı programlar ile pratik eğitimi gerektiren programlarda, örneğin mesleki eğitim (vocational training), sonradan bir kampüs eğitimini kapsayabilir. Önceden teorik ve pratik eğitimin bir kısmını multimedya desteğiyle alan öğrenciler daha sonra uygulamayı öğrenmek veya pekiştirmek amacıyla pratik eğitimlerini belli bir merkezde tamamlayabilir.


6. Sonuç

Eğitim alanında yaşanan paradigma değişimi tanımlanarak, çıktı temelli yeni paradigmaya göre bir kurs tasarım sistemi tanımlanmış ve uzaktan eğitimin yeni paradigmayla bazı ilişkileri tartışılmıştır.


Kaynakça

1. Barker, J.A. Paradigms: The business of discovering the future. New York: Harper Business / Harper Collins Publishers. (ISBN: 0-88730-647-0), 1993

2. ABET (Accreditation Board for Engineering and Technology), www.abet.org

3. Bloom BS, Englehart MD, Furst EJ, Hill WH, and Krathwohl, Taxonomy of Educational Objectives: Handbook 1: Cognitive Domain, New York: Longman, 1956
MESLEKÎ VE TEKNİK EĞİTİMİN MODERNİZASYONU PROJESİ VE MODÜLER EĞİTİM SİSTEMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Hayrettin DÜZCÜKOĞLU* İlhan ASİLTÜRK* Mustafa YAŞAR***S.Ü. Teknik Eğitim Fakültesi, Kampus / Konya**Z.K.Ü. Karabük Teknik Eğitim Fakültesi/ Karabük
ÖzetMeslekî ve Teknik Eğitim Fakülteleri, hızla gelişen teknoloji karşısında bir takım problemlerle yüz yüze kalmıştır. Bu çalışmada, Meslekî ve Teknik Eğitim Fakültelerinin bugünü, problemleri, modernizasyonu ve modüler eğitimin değerlendirilmesi yapılmıştır. Fakültelerin fonksiyonları en iyi şekilde yerine getirebilmeleri için yeniden yapılandırılmaları konusundaki önerilerimiz dile getirilmiştir..
Anahtar Kelimeler: Teknik eğitim, modüler eğitim, meslekî ve teknik eğitimin modernizasyonu.
1. MESLEKÎ VE TEKNİK EĞİTİMİN ÖNEMİGelişimin ve değişimin esas unsurlarından birisi eğitimdir. Eğitim okul öncesinden başlayarak üniversite yaşantısının sonuna ve hatta istihdam süresini kapsayan bir süreçtir. Nitelikli insan gücü yetiştirmek Meslekî ve Teknik Eğitim (MTE) sisteminin en önemli amaçlarından birisidir. Gelişmekte olan ve nüfusunun büyük kısmı genç olan Ülkemizde de MTE daha fazla önem kazanmaktadır. Teknolojinin gelişimine paralel olarak bu teknolojinin kullanılması ve teknolojiyi kullanan bireyler yetiştirilmesi ve teknolojik ilerlemelere katkı yapılması eğitimcilerin en birinci vazifesidir. MTE, insan gücünü olumlu ve üretken biçimde kullanabilmek için piyasanın istediği nitelikli ve becerikli teknik elemanlar yetiştirmeyi amaçlar. Meslekî ve teknik eğitimin etkin ve verimli yapılması için Üniversiteler bünyesinde Meslekî ve Teknik Eğitim Fakülteleri açılmıştır. Eğitim programları müfredatı YÖK ve MEB tarafından belirlenmektedir. Üniversiteler çeşitli kriterlerle bu fakülteleri ve ilgili programları açmışlardır. Fakülteler programları istenen en iyi elemanı yetiştirecek şekilde mahalli ve devletin katkılarıyla atölye ve laboratuarlarını oluşturmaktadırlar. Çağdaş teknolojiyi kullanabilmek, bunu üretmek ve geliştirmek çok yönlü ve maliyetli bir olaydır. Belirli bir koordinasyonun olmadığı kaynakların kıt olduğu bir yüksek öğretim sisteminde nitelikli teknik eğitimden bahsetmek güçtür. Genel olarak eğitim alt yapısının yetersiz oluşu, nitelikli insan gücünü yetişmesine ciddi engel teşkil etmektedir.MTE’den nitelikli insan gücü, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal dayanışma, uluslararası işbirliği, iş kurma, istihdam, yeniden işe girebilme vs. de amaçlanmaktadır. Bireyi iş hayatına hazırlayan meslekî eğitimin başarısı, bir ürün olarak mezun ettiği elemanların niteliğine yaptığı katkı ile ölçülür. Öğrenciler, yatkın oldukları alanlara yönlendirilirken, okul, aile ve öğrenci işbirliği içinde olmalıdır. Gelişmiş ülkeler arasında yer almak, onlarla bütünleşmek isteyen Türkiye’nin elindeki en önemli kaynak, genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahip olan insan gücüdür. Bu insan gücünü iyi kullanarak ülkeler arasında rekabet yaratabilme olanağı vardır. Dünyada değişik meslekî teknik eğitim uygulamaları bulunmaktadır. Meslek eğitimimizin önemli reformlara ihtiyacı vardır. Bu reformlar yapılırken değişik ülkelerdeki meslekî eğitim uygulamalarından yararlanılmalıdır [1].Bunun için, meslekî ve teknik eğitime ağırlık ve öncelik vermek, okullaşma oranlarını ve eğitim standartlarını ileri ülkeler seviyesine çıkartmak gerekmektedir. Ülkeler meslekî eğitim sistemlerini, değişen ihtiyaçlara cevap verecek yönde sürekli geliştirmekte ve yenilemektedir [2].2. MESLEKÎ VE TEKNİK EĞİTİMİN AMACIBireyleri çevreleri ile uyumlu kılarak verimli ve üretken yapabilmektir. Küreselleşme sürecinde bireyden beklenen özellikler; sorumluluk alma, yaratıcı düşünme, değişime uyum gösterme, problem çözebilme, kolay iletişim kurma, grupla çalışabilme, işbirliğine yatkın olma, karmaşık teknolojik sistemleri anlayabilmektir. Meslek eğitiminde öğrenmeye karşı bir direnç olduğu birçok eğitici tarafından bilinmektedir. Bunun nedenleri arasında, verilen eğitimlerde, dinleyicilerin hep pasif tarafta kalması ve verilen eğitimlerin sıkıcı ve anlaşılamaz olmasıdır. Bu problemin çözümü ise öğrenci merkezli öğretim, eğlenceli ve düşündürücü eğitim modellerinin uygulanması ile olasıdır [3]
Bilim ve teknolojideki hızlı değişim, sanayinin yüksek nitelikli ara insan gücüne olan ihtiyacını arttırmıştır. Sanayi kuruluşları öğrencilerden üretim bilgisi ve becerisi, teknolojinin yakın takibi gibi konuların önceden bilinmesini temel istek olarak bildirmektedirler [4]. Meslekî eğitim sistemi, iş dünyasının gereksinim duyduğu kadar kaliteli ve rekabet edebilir bir eğitim vermelidir. Bu eğitimde, iş dünyasına yüksek öğretimden geçiş sırasında genel rekabetin ve meslekî yeteneklerin ön planda tutulması gerekir. İstihdamda, işin gerektirdiği genel rekabet ortamı oluşturulmuştur[5].3. MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM FAKÜLTELERİNİN SORUNLARIGünümüzde Türk Eğitim sisteminin hemen hemen her kademesi kendine özgü ve yoğun problemlerle karşı karşıyadır. Bunlar; değişme ve gelişmeyi takip edememek, teknolojiyi yakalayamamak, araç-gereç, personel ve kaynak yetersizliği, bilimsel araştırma faaliyetlerinin azlığı, sistemdeki personelin bir kısmının istenilen nitelik ve kalite standartlarından yoksun oluşu, eğitim programlarının verimlilik standartlarını gerçekleştirmede yetersiz kalması olarak sıralanabilir [6]. Mesleki ve TEF’lerinin geçmişte Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olması ve bu Bakanlığın atölye ve meslek dersleri öğretmeni ihtiyacını karşılıyor olması nedeniyle, günümüzde de daha çok öğretmen yetiştirme yönüyle değerlendirilmektedir. Öğretmenlik mesleği en kutsal mesleklerden biri olmakla birlikte, Mesleki ve TEF’lerinin “teknik” yönü gözardı edildiğinden, bu fakülteler bir çok sorunla karşı karşıya kalmışlardır. 3.1 Ders Programları ile ilgili SorunlarTEF programları incelendiğinde; ders sayısı, toplam kredileri ve toplam ders saatleri açısından, çok yoğun bir programın uygulandığı görülür. Ders programlarının teorik alan bilgisi, pratik alan tecrübesi ve pedagojik formasyon grubu derslerden oluştuğu görülür. Mesleki ve TEF’lerindeki bu program yoğunluğunun birçok nedeni vardır. Bunlardan birisi, 48 saatlik öğretmenlik formasyon dersleridir. İkinci olarak da, bu fakültelerde atölye, laboratuar ve proje gibi uygulamalı derslerin yoğun bulunması ve öğretim elemanı merkezli öğretim yapılmasından kaynaklanmaktadır. 4. MESLEKÎ VE TEKNİK EĞİTİMİN MODERNİZASYONUNUN AMAÇLARIYerel ihtiyaçlara duyarlı okul yapısı ve öğretim sistemi geliştirmek, çevrenin katılımını sağlamak, belirlenen ihtiyaçlara yönelik modüler eğitim programı geliştirmek, meslek standartlarını öğretime taşımak, kaynak materyalleri (modül, bilgisayar destekli öğretim için yazılım v.b.) hazırlamak, Avrupa topluluğunda (AT) uygulanan meslek standartlarına uygun program geliştirmek,ölçme ve değerlendirme,sertifikalandırma sistemlerini geliştirmek, Kadının istihdam imkanlarını arttırmak,onlara kendi işlerini kurabilme girişimci olabilme nitelikleri kazandırmak, yerel düzeyde parasal kaynaklar oluşturmak, Eğitim sisteminde çağdaş teknolojiyi uygulayabilmek, Öğrencileri iş hayatı hakkında bilinçlendirmek ve yaratıcılıklarını geliştirmek. Sektörün ihtiyacına cevap verebilecek nitelikli eleman yetiştirmek, Eğitim ,hizmet ve ürünler pazarlayarak okullara yeni parasal kaynaklar sağlamak, Okulları yılda 12 ay ve günde 16 saat eğitim ve öğretime açık olacak bir yapıya kavuşturmak, okulların donanımını arttırmaktır. Program geliştirme çalışmalarında okuldaki eğitim ile sektörün beklediği becerilerin uyumu önemlidir [7]4.1 Program Geliştirme ÇalışmalarıEğitim alanındaki ulusal ve uluslar arası değişim ve gelişimleri meslekî ve teknik eğitim hizmetlerine yansıtabilmenin önemli basamaklarından birisi de bilgiyi yorumlayan, kullanan ve yeni teknolojiler üreten, gerektiğinde Avrupa piyasalarında da çalışabilecek genç ve dinamik insan gücünü yetiştirecek programların hazırlanmasıdır.Gelişmiş ülkelerin meslekî ve teknik eğitim sistemlerine bakıldığında, meslek standartlarının sistemleştirilmiş olduğu, meslek grup ve meslek alanlarının teknolojik ve ekonomik değişimler doğrultusunda şekillendirildiği ve modüler programlamanın önem kazandığı görülmektedir. Sürekli, sektörlerle, üniversitelerle ve çeşitli kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde Mesleki ve Teknik Eğitimin modernizasyonu çalışmaları, bireysel öğretim yöntemi doğrultusunda da öğretim materyalleri geliştirme faaliyetleri sürdürülmektedir. 4.2 Genel Amaç ve Yeterliğe Dayalı Amaçlar4.2.1 Genel amaçÜlkenin sosyo-ekonomik ihtiyaçlarına ve hayat boyu öğrenme prensiplerine uygun bir meslekî ve teknik eğitim sisteminin oluşturulmasıdır. Modülün amacını tanımlamaktadır. Modül sonunda öğrencinin kendinden ne beklendiğini anlamasını sağlar. Genel amaç yeterliğe dayalı amaçları kapsamaktadır. Yeterliğe dayalı amaçlar genel amaca ulaşmak için basamak oluşturmaktadır.4.2.2 Yeterliğe dayalı amaçlarÖğrencilerin öğretim süresi sonunda sahip olmaları beklenen meslekî bilgiler, beceriler, tavır ve tutumlar olarak tanımlanmaktadır. Programa alınacak işlemler belirlenip işlem analizleri yapıldıktan sonra her işlem için yeterliğe dayalı amaçlar yazılmaktadır.5. MODÜLER ÖĞRETİM İÇİN MODÜL HAZIRLAMA VE UYGULAMAModüler öğretim; öğretimin, öğrencinin kendi kendine öğrenmesini sağlayan, kendi içerisinde bütünlüğü olan ve birbirlerini işlevsel olarak tamamlayan modüllerden oluşacak şekilde düzenlenmesidir.5.1 Modüler öğretimUlaştığı kitle geniştir, ekonomiktir, zaman sınırlaması yoktur, eğitim süresi ve hızı bireye bağlıdır, aynı anda birden fazla programa devam edebilir, etkili ve kalıcı öğrenme sağlar, yatay ve dikey geçişlere olanak sağlayan esnek bir yapıdadır. Mesleki ve Teknik Eğitimin Modernizasyonu Projesinde çeşitli seminerlerle yetişen merkezdeki ve pilot okullardaki alan öğretmenleri tarafından, örgün ve yaygın eğitimde uygulanmak üzere, yeni program yapısına uygun modüller hazırlanmalıdır. 5.1.1 ModülBaşlangıcı ve sonu olan, bireysel öğretimi esas alan, kendi içinde bütünlük gösteren, bir sistematik çerçevesinde düzenlenmiş öğretim yaşantılarından oluşmaktadır. Öğrencilerin belirli hedefe ulaşmasını sağlamaya dönük olarak her modül, birbiri ile uyumlu olarak çalışan belirli parçalardan oluşmaktadır. Modül öğrencinin kendi hızında ilerlemesine ve kaydettiği başarının, kendisine anında bildirilmesine olanak sağlamaktadır. Geleneksel yaklaşımda içerik konu, ünite, ders olarak gruplaşırken; modüler yaklaşımda içerik modüller çerçevesinde oluşmaktadır. Her bir modül; giriş, modülün kapsamı, öğrenme faaliyetleri (Faaliyet planı, öğrenme ve öğretme yaşantıları, değerlendirme soruları, cevap anahtarı) ve kaynakçadan oluşmaktadır.5.1.2 Modülü Oluşturan BölümlerHazırlanan modüller gruplandırılarak mesleğin seviyesi ve özelliğine uygun program yapısı geliştirilmektedir. Modüller gruplandırılırken; Birbiri ile ilişkili olan modüller bir araya getirilmeli, modüllerin bir birine ön koşul oluşturma durumu dikkate alınmalı, meydana gelen modül grubunda, modüllerin içerikleri doğrultusunda ders adı belirlenerek dersler oluşturulmalıdır.5.1.3 Haftalık Ders Çizelgesinin Oluşturulması Temel ve Akademik becerileri oluşturulan dersler; ön koşul olan modüllerin oluşturduğu dersler ilk sınıflarda, alana ve mesleğe yönelik dersler ise son sınıflarda olmak üzere haftalık ders çizelgesine yerleştirilmektedir. Hazırlık Sınıfı: Talim ve Terbiye Kurulu’nun belirlemiş olduğu dersler ve ders saatleri uygulanmaktadır. Ortak Genel Kültür Dersleri: Talim ve Terbiye Kurulu’nun belirlemiş olduğu dersler ve ders saatleri uygulanmaktadır. Meslek Alan Dersleri a)Ortak Dersler: Tüm alanlarda ortak okutulan, öğrencilere iyi ilişkiler kurabilme tasarım yapabilme, teknolojiyi anlayıp kullanabilme, araştırma yapabilme, yaptığı araştırmaları etkili kullanabilme ve işe uyum sağlama gibi temel yeterlikleri kazandırabilecek dersleri kapsamaktadır. Her okul, öğretmen ve fiziki kapasite yeterliğini ve uygulanan alan ve dal özelliğini dikkate alarak ilk sınıflarda öncelikle okutulmak üzere üç yıla yayarak programını hazırlar. b)Ortak Alan Dersleri: Alan içinde yer alan ve belirlenen diploma meslekleri için temel bilgi, beceri ve tutumları kazandırmayı amaçlayan derslerden oluşmaktadır. Her okul, öğretmen ve fiziki kapasite yeterliğini dikkate alarak ilk sınıflarda öncelikle okutulmak üzere üç yıla yayarak programını hazırlar. c)Teorik/Uygulamalı Meslek Dersleri: Alan içinde yer alan diploma mesleklerinin, mesleğe özel ve mesleği destekleyici yeterlikleri kazandıracak uygulamalı meslek dersleri, ağırlıkla son sınıflarda yer alan ve işletmelerde uygulanması öngörülen derslerdir. Uygulamalı meslek dersleri; Öğretim programı çizelgesinde bu bölümde yer alan ders havuzundan dersler, seçilen mesleğin yerel özellikleri dikkate alınarak seçilir. Seçilen derslerin içeriği, ilgili bölümde yer alan dersleri oluşturan modüllerden, Meslek Danışma Kurulu, koordinatör ve alan öğretmenleri tarafından bölgesel düzeyde mesleğin gerektirdiği yeterlikleri ve sektörün ihtiyaçlarını kapsayan modüller seçilerek oluşturulabilir. 5.1.4 Modüler Öğretim İçin Ortam Hazırlama Modüler öğretim öğrenme ve öğrenci odaklı olup, sınıf ortamının öğretmen odaklı düzenlemenin dışında düzenlenmesi gerekmektedir. Sınıf ortamı her öğrencinin kendi öğrenme hızına göre çalışma, uygulama yapma gibi değişik aktivitelere aynı anda cevap verebilecek şekilde düzenlenmelidir [8]. 6. SONUÇ VE ÖNERİLERÖğretmenler sınıfın önünde durup öğrencilerin bilmeleri gerekenleri anlatmaları yerine, bilginin çocuklar tarafından oluşturulduğunu kabul ederlerse, çocukların bir kavramı öğrenmeleri veya bir beceriyi kazanmalarına yardımcı olacak faaliyetlerle meşgul olmalarını amaçlayan yollar ararlar. Yani modülleri ve diğer öğretim-araç gereçlerini kullanırlar ve yeni öğretim yöntemleri keşfederler. Bilginin göreceli niteliğinin farkında olmak, öğretmenleri yenilikçi olmaya ve alternatif öğretme ve öğrenme yolları aramaya teşvik eder. Modüller konusuna gelince; şu nokta iyice bilinmektedir: Eğer bir teknolojiye ilişkin uygulamanın hemen başından itibaren zorunlu araçlar sağlanmamış ise, hiçbir teknoloji ne sayısal, ne de niteliksel yönden eğitimi yenileyemeyecektir. Zaten öğretmenlerle yapılan görüşmelerde “pek bir şey değişmedi ki” gibi sözlerle karşılaşılmıştır. Modüllerin yeteri kadar hazırlanması ve işlerliğinin kazandırılması gerekmektedir. İşte bu tüm sorunların çözümlenmesi, hizmet içi eğitim ile ve üniversitelerde bu doğrultuda, öğretmenlik mesleğinin çeşitli boyutlarını kavratarak yetiştirilecek, öğretmenlerle sağlanmalıdır. Kısa sürede büyük çaplı bir değişiklik yapmak kolay değildir, ancak değişim sürecini başlatmak önemlidir. Burada önemli bir nokta da sektörün, ilgili bakanlıkların, üniversite ve okulların birlik içinde çalışmasıdır.
KAYNAK1. Binici, H., Necdet Arı, Meslekî ve Teknik Eğitimde Arayışlar, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 24, Sayı 3 (2004) 383-3962. Koç, F. Meslekî Eğitimde Okul Sanayi İşbirliği, Milli Eğitim, 5.141, 64-66.1999.3. Atherton, J. Resistance to learning, a discussion based on participants in in- Service Professional Training Programs, J.E.T, 51(1), 265-271. (1999).4. Binici, H. Endüstriye Dayalı Eğitim(EDÖ), kişisel rapor. (1999).5. Hung, H. A Study of the Decision- making Bodies of the Vocational Training Council in Hong Kong, J.E.T, 50(1), 41-47. (1998).6. Mahiroğlu, A., Buluç, B., “Eğitimde Toplum Kalite Yönetimi ve Kalite Yönetiminin Araçları”, Politeknik dergisi, C.2, S.1, 53-61,1999.7. Alkan C., Doğan H. ve Sezgin. I., Meslekî ve Teknik Eğitimin Esasları, Ankara, 1998, s.119.8. http://ktogm.meb.gov.tr/Dosyalar/metge.htm 07.05.20059. http://www.mvet.org/mtem/universite.html 07.05.2005
MESLEKÎ VE TEKNİK EĞİTİMİN MODERNİZASYONU PROJESİ VE MODÜLER EĞİTİM SİSTEMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Hayrettin DÜZCÜKOĞLU* İlhan ASİLTÜRK* Mustafa YAŞAR***S.Ü. Teknik Eğitim Fakültesi, Kampus / Konya**Z.K.Ü. Karabük Teknik Eğitim Fakültesi/ Karabük
ÖzetMeslekî ve Teknik Eğitim Fakülteleri, hızla gelişen teknoloji karşısında bir takım problemlerle yüz yüze kalmıştır. Bu çalışmada, Meslekî ve Teknik Eğitim Fakültelerinin bugünü, problemleri, modernizasyonu ve modüler eğitimin değerlendirilmesi yapılmıştır. Fakültelerin fonksiyonları en iyi şekilde yerine getirebilmeleri için yeniden yapılandırılmaları konusundaki önerilerimiz dile getirilmiştir..
Anahtar Kelimeler: Teknik eğitim, modüler eğitim, meslekî ve teknik eğitimin modernizasyonu.
1. MESLEKÎ VE TEKNİK EĞİTİMİN ÖNEMİGelişimin ve değişimin esas unsurlarından birisi eğitimdir. Eğitim okul öncesinden başlayarak üniversite yaşantısının sonuna ve hatta istihdam süresini kapsayan bir süreçtir. Nitelikli insan gücü yetiştirmek Meslekî ve Teknik Eğitim (MTE) sisteminin en önemli amaçlarından birisidir. Gelişmekte olan ve nüfusunun büyük kısmı genç olan Ülkemizde de MTE daha fazla önem kazanmaktadır. Teknolojinin gelişimine paralel olarak bu teknolojinin kullanılması ve teknolojiyi kullanan bireyler yetiştirilmesi ve teknolojik ilerlemelere katkı yapılması eğitimcilerin en birinci vazifesidir. MTE, insan gücünü olumlu ve üretken biçimde kullanabilmek için piyasanın istediği nitelikli ve becerikli teknik elemanlar yetiştirmeyi amaçlar. Meslekî ve teknik eğitimin etkin ve verimli yapılması için Üniversiteler bünyesinde Meslekî ve Teknik Eğitim Fakülteleri açılmıştır. Eğitim programları müfredatı YÖK ve MEB tarafından belirlenmektedir. Üniversiteler çeşitli kriterlerle bu fakülteleri ve ilgili programları açmışlardır. Fakülteler programları istenen en iyi elemanı yetiştirecek şekilde mahalli ve devletin katkılarıyla atölye ve laboratuarlarını oluşturmaktadırlar. Çağdaş teknolojiyi kullanabilmek, bunu üretmek ve geliştirmek çok yönlü ve maliyetli bir olaydır. Belirli bir koordinasyonun olmadığı kaynakların kıt olduğu bir yüksek öğretim sisteminde nitelikli teknik eğitimden bahsetmek güçtür. Genel olarak eğitim alt yapısının yetersiz oluşu, nitelikli insan gücünü yetişmesine ciddi engel teşkil etmektedir.MTE’den nitelikli insan gücü, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal dayanışma, uluslararası işbirliği, iş kurma, istihdam, yeniden işe girebilme vs. de amaçlanmaktadır. Bireyi iş hayatına hazırlayan meslekî eğitimin başarısı, bir ürün olarak mezun ettiği elemanların niteliğine yaptığı katkı ile ölçülür. Öğrenciler, yatkın oldukları alanlara yönlendirilirken, okul, aile ve öğrenci işbirliği içinde olmalıdır. Gelişmiş ülkeler arasında yer almak, onlarla bütünleşmek isteyen Türkiye’nin elindeki en önemli kaynak, genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahip olan insan gücüdür. Bu insan gücünü iyi kullanarak ülkeler arasında rekabet yaratabilme olanağı vardır. Dünyada değişik meslekî teknik eğitim uygulamaları bulunmaktadır. Meslek eğitimimizin önemli reformlara ihtiyacı vardır. Bu reformlar yapılırken değişik ülkelerdeki meslekî eğitim uygulamalarından yararlanılmalıdır [1].Bunun için, meslekî ve teknik eğitime ağırlık ve öncelik vermek, okullaşma oranlarını ve eğitim standartlarını ileri ülkeler seviyesine çıkartmak gerekmektedir. Ülkeler meslekî eğitim sistemlerini, değişen ihtiyaçlara cevap verecek yönde sürekli geliştirmekte ve yenilemektedir [2].2. MESLEKÎ VE TEKNİK EĞİTİMİN AMACIBireyleri çevreleri ile uyumlu kılarak verimli ve üretken yapabilmektir. Küreselleşme sürecinde bireyden beklenen özellikler; sorumluluk alma, yaratıcı düşünme, değişime uyum gösterme, problem çözebilme, kolay iletişim kurma, grupla çalışabilme, işbirliğine yatkın olma, karmaşık teknolojik sistemleri anlayabilmektir. Meslek eğitiminde öğrenmeye karşı bir direnç olduğu birçok eğitici tarafından bilinmektedir. Bunun nedenleri arasında, verilen eğitimlerde, dinleyicilerin hep pasif tarafta kalması ve verilen eğitimlerin sıkıcı ve anlaşılamaz olmasıdır. Bu problemin çözümü ise öğrenci merkezli öğretim, eğlenceli ve düşündürücü eğitim modellerinin uygulanması ile olasıdır [3]
Bilim ve teknolojideki hızlı değişim, sanayinin yüksek nitelikli ara insan gücüne olan ihtiyacını arttırmıştır. Sanayi kuruluşları öğrencilerden üretim bilgisi ve becerisi, teknolojinin yakın takibi gibi konuların önceden bilinmesini temel istek olarak bildirmektedirler [4]. Meslekî eğitim sistemi, iş dünyasının gereksinim duyduğu kadar kaliteli ve rekabet edebilir bir eğitim vermelidir. Bu eğitimde, iş dünyasına yüksek öğretimden geçiş sırasında genel rekabetin ve meslekî yeteneklerin ön planda tutulması gerekir. İstihdamda, işin gerektirdiği genel rekabet ortamı oluşturulmuştur[5].3. MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM FAKÜLTELERİNİN SORUNLARIGünümüzde Türk Eğitim sisteminin hemen hemen her kademesi kendine özgü ve yoğun problemlerle karşı karşıyadır. Bunlar; değişme ve gelişmeyi takip edememek, teknolojiyi yakalayamamak, araç-gereç, personel ve kaynak yetersizliği, bilimsel araştırma faaliyetlerinin azlığı, sistemdeki personelin bir kısmının istenilen nitelik ve kalite standartlarından yoksun oluşu, eğitim programlarının verimlilik standartlarını gerçekleştirmede yetersiz kalması olarak sıralanabilir [6]. Mesleki ve TEF’lerinin geçmişte Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olması ve bu Bakanlığın atölye ve meslek dersleri öğretmeni ihtiyacını karşılıyor olması nedeniyle, günümüzde de daha çok öğretmen yetiştirme yönüyle değerlendirilmektedir. Öğretmenlik mesleği en kutsal mesleklerden biri olmakla birlikte, Mesleki ve TEF’lerinin “teknik” yönü gözardı edildiğinden, bu fakülteler bir çok sorunla karşı karşıya kalmışlardır. 3.1 Ders Programları ile ilgili SorunlarTEF programları incelendiğinde; ders sayısı, toplam kredileri ve toplam ders saatleri açısından, çok yoğun bir programın uygulandığı görülür. Ders programlarının teorik alan bilgisi, pratik alan tecrübesi ve pedagojik formasyon grubu derslerden oluştuğu görülür. Mesleki ve TEF’lerindeki bu program yoğunluğunun birçok nedeni vardır. Bunlardan birisi, 48 saatlik öğretmenlik formasyon dersleridir. İkinci olarak da, bu fakültelerde atölye, laboratuar ve proje gibi uygulamalı derslerin yoğun bulunması ve öğretim elemanı merkezli öğretim yapılmasından kaynaklanmaktadır. 4. MESLEKÎ VE TEKNİK EĞİTİMİN MODERNİZASYONUNUN AMAÇLARIYerel ihtiyaçlara duyarlı okul yapısı ve öğretim sistemi geliştirmek, çevrenin katılımını sağlamak, belirlenen ihtiyaçlara yönelik modüler eğitim programı geliştirmek, meslek standartlarını öğretime taşımak, kaynak materyalleri (modül, bilgisayar destekli öğretim için yazılım v.b.) hazırlamak, Avrupa topluluğunda (AT) uygulanan meslek standartlarına uygun program geliştirmek,ölçme ve değerlendirme,sertifikalandırma sistemlerini geliştirmek, Kadının istihdam imkanlarını arttırmak,onlara kendi işlerini kurabilme girişimci olabilme nitelikleri kazandırmak, yerel düzeyde parasal kaynaklar oluşturmak, Eğitim sisteminde çağdaş teknolojiyi uygulayabilmek, Öğrencileri iş hayatı hakkında bilinçlendirmek ve yaratıcılıklarını geliştirmek. Sektörün ihtiyacına cevap verebilecek nitelikli eleman yetiştirmek, Eğitim ,hizmet ve ürünler pazarlayarak okullara yeni parasal kaynaklar sağlamak, Okulları yılda 12 ay ve günde 16 saat eğitim ve öğretime açık olacak bir yapıya kavuşturmak, okulların donanımını arttırmaktır. Program geliştirme çalışmalarında okuldaki eğitim ile sektörün beklediği becerilerin uyumu önemlidir [7]4.1 Program Geliştirme ÇalışmalarıEğitim alanındaki ulusal ve uluslar arası değişim ve gelişimleri meslekî ve teknik eğitim hizmetlerine yansıtabilmenin önemli basamaklarından birisi de bilgiyi yorumlayan, kullanan ve yeni teknolojiler üreten, gerektiğinde Avrupa piyasalarında da çalışabilecek genç ve dinamik insan gücünü yetiştirecek programların hazırlanmasıdır.Gelişmiş ülkelerin meslekî ve teknik eğitim sistemlerine bakıldığında, meslek standartlarının sistemleştirilmiş olduğu, meslek grup ve meslek alanlarının teknolojik ve ekonomik değişimler doğrultusunda şekillendirildiği ve modüler programlamanın önem kazandığı görülmektedir. Sürekli, sektörlerle, üniversitelerle ve çeşitli kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde Mesleki ve Teknik Eğitimin modernizasyonu çalışmaları, bireysel öğretim yöntemi doğrultusunda da öğretim materyalleri geliştirme faaliyetleri sürdürülmektedir. 4.2 Genel Amaç ve Yeterliğe Dayalı Amaçlar4.2.1 Genel amaçÜlkenin sosyo-ekonomik ihtiyaçlarına ve hayat boyu öğrenme prensiplerine uygun bir meslekî ve teknik eğitim sisteminin oluşturulmasıdır. Modülün amacını tanımlamaktadır. Modül sonunda öğrencinin kendinden ne beklendiğini anlamasını sağlar. Genel amaç yeterliğe dayalı amaçları kapsamaktadır. Yeterliğe dayalı amaçlar genel amaca ulaşmak için basamak oluşturmaktadır.4.2.2 Yeterliğe dayalı amaçlarÖğrencilerin öğretim süresi sonunda sahip olmaları beklenen meslekî bilgiler, beceriler, tavır ve tutumlar olarak tanımlanmaktadır. Programa alınacak işlemler belirlenip işlem analizleri yapıldıktan sonra her işlem için yeterliğe dayalı amaçlar yazılmaktadır.5. MODÜLER ÖĞRETİM İÇİN MODÜL HAZIRLAMA VE UYGULAMAModüler öğretim; öğretimin, öğrencinin kendi kendine öğrenmesini sağlayan, kendi içerisinde bütünlüğü olan ve birbirlerini işlevsel olarak tamamlayan modüllerden oluşacak şekilde düzenlenmesidir.5.1 Modüler öğretimUlaştığı kitle geniştir, ekonomiktir, zaman sınırlaması yoktur, eğitim süresi ve hızı bireye bağlıdır, aynı anda birden fazla programa devam edebilir, etkili ve kalıcı öğrenme sağlar, yatay ve dikey geçişlere olanak sağlayan esnek bir yapıdadır. Mesleki ve Teknik Eğitimin Modernizasyonu Projesinde çeşitli seminerlerle yetişen merkezdeki ve pilot okullardaki alan öğretmenleri tarafından, örgün ve yaygın eğitimde uygulanmak üzere, yeni program yapısına uygun modüller hazırlanmalıdır. 5.1.1 ModülBaşlangıcı ve sonu olan, bireysel öğretimi esas alan, kendi içinde bütünlük gösteren, bir sistematik çerçevesinde düzenlenmiş öğretim yaşantılarından oluşmaktadır. Öğrencilerin belirli hedefe ulaşmasını sağlamaya dönük olarak her modül, birbiri ile uyumlu olarak çalışan belirli parçalardan oluşmaktadır. Modül öğrencinin kendi hızında ilerlemesine ve kaydettiği başarının, kendisine anında bildirilmesine olanak sağlamaktadır. Geleneksel yaklaşımda içerik konu, ünite, ders olarak gruplaşırken; modüler yaklaşımda içerik modüller çerçevesinde oluşmaktadır. Her bir modül; giriş, modülün kapsamı, öğrenme faaliyetleri (Faaliyet planı, öğrenme ve öğretme yaşantıları, değerlendirme soruları, cevap anahtarı) ve kaynakçadan oluşmaktadır.5.1.2 Modülü Oluşturan BölümlerHazırlanan modüller gruplandırılarak mesleğin seviyesi ve özelliğine uygun program yapısı geliştirilmektedir. Modüller gruplandırılırken; Birbiri ile ilişkili olan modüller bir araya getirilmeli, modüllerin bir birine ön koşul oluşturma durumu dikkate alınmalı, meydana gelen modül grubunda, modüllerin içerikleri doğrultusunda ders adı belirlenerek dersler oluşturulmalıdır.5.1.3 Haftalık Ders Çizelgesinin Oluşturulması Temel ve Akademik becerileri oluşturulan dersler; ön koşul olan modüllerin oluşturduğu dersler ilk sınıflarda, alana ve mesleğe yönelik dersler ise son sınıflarda olmak üzere haftalık ders çizelgesine yerleştirilmektedir. Hazırlık Sınıfı: Talim ve Terbiye Kurulu’nun belirlemiş olduğu dersler ve ders saatleri uygulanmaktadır. Ortak Genel Kültür Dersleri: Talim ve Terbiye Kurulu’nun belirlemiş olduğu dersler ve ders saatleri uygulanmaktadır. Meslek Alan Dersleri a)Ortak Dersler: Tüm alanlarda ortak okutulan, öğrencilere iyi ilişkiler kurabilme tasarım yapabilme, teknolojiyi anlayıp kullanabilme, araştırma yapabilme, yaptığı araştırmaları etkili kullanabilme ve işe uyum sağlama gibi temel yeterlikleri kazandırabilecek dersleri kapsamaktadır. Her okul, öğretmen ve fiziki kapasite yeterliğini ve uygulanan alan ve dal özelliğini dikkate alarak ilk sınıflarda öncelikle okutulmak üzere üç yıla yayarak programını hazırlar. b)Ortak Alan Dersleri: Alan içinde yer alan ve belirlenen diploma meslekleri için temel bilgi, beceri ve tutumları kazandırmayı amaçlayan derslerden oluşmaktadır. Her okul, öğretmen ve fiziki kapasite yeterliğini dikkate alarak ilk sınıflarda öncelikle okutulmak üzere üç yıla yayarak programını hazırlar. c)Teorik/Uygulamalı Meslek Dersleri: Alan içinde yer alan diploma mesleklerinin, mesleğe özel ve mesleği destekleyici yeterlikleri kazandıracak uygulamalı meslek dersleri, ağırlıkla son sınıflarda yer alan ve işletmelerde uygulanması öngörülen derslerdir. Uygulamalı meslek dersleri; Öğretim programı çizelgesinde bu bölümde yer alan ders havuzundan dersler, seçilen mesleğin yerel özellikleri dikkate alınarak seçilir. Seçilen derslerin içeriği, ilgili bölümde yer alan dersleri oluşturan modüllerden, Meslek Danışma Kurulu, koordinatör ve alan öğretmenleri tarafından bölgesel düzeyde mesleğin gerektirdiği yeterlikleri ve sektörün ihtiyaçlarını kapsayan modüller seçilerek oluşturulabilir. 5.1.4 Modüler Öğretim İçin Ortam Hazırlama Modüler öğretim öğrenme ve öğrenci odaklı olup, sınıf ortamının öğretmen odaklı düzenlemenin dışında düzenlenmesi gerekmektedir. Sınıf ortamı her öğrencinin kendi öğrenme hızına göre çalışma, uygulama yapma gibi değişik aktivitelere aynı anda cevap verebilecek şekilde düzenlenmelidir [8]. 6. SONUÇ VE ÖNERİLERÖğretmenler sınıfın önünde durup öğrencilerin bilmeleri gerekenleri anlatmaları yerine, bilginin çocuklar tarafından oluşturulduğunu kabul ederlerse, çocukların bir kavramı öğrenmeleri veya bir beceriyi kazanmalarına yardımcı olacak faaliyetlerle meşgul olmalarını amaçlayan yollar ararlar. Yani modülleri ve diğer öğretim-araç gereçlerini kullanırlar ve yeni öğretim yöntemleri keşfederler. Bilginin göreceli niteliğinin farkında olmak, öğretmenleri yenilikçi olmaya ve alternatif öğretme ve öğrenme yolları aramaya teşvik eder. Modüller konusuna gelince; şu nokta iyice bilinmektedir: Eğer bir teknolojiye ilişkin uygulamanın hemen başından itibaren zorunlu araçlar sağlanmamış ise, hiçbir teknoloji ne sayısal, ne de niteliksel yönden eğitimi yenileyemeyecektir. Zaten öğretmenlerle yapılan görüşmelerde “pek bir şey değişmedi ki” gibi sözlerle karşılaşılmıştır. Modüllerin yeteri kadar hazırlanması ve işlerliğinin kazandırılması gerekmektedir. İşte bu tüm sorunların çözümlenmesi, hizmet içi eğitim ile ve üniversitelerde bu doğrultuda, öğretmenlik mesleğinin çeşitli boyutlarını kavratarak yetiştirilecek, öğretmenlerle sağlanmalıdır. Kısa sürede büyük çaplı bir değişiklik yapmak kolay değildir, ancak değişim sürecini başlatmak önemlidir. Burada önemli bir nokta da sektörün, ilgili bakanlıkların, üniversite ve okulların birlik içinde çalışmasıdır.
KAYNAK1. Binici, H., Necdet Arı, Meslekî ve Teknik Eğitimde Arayışlar, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 24, Sayı 3 (2004) 383-3962. Koç, F. Meslekî Eğitimde Okul Sanayi İşbirliği, Milli Eğitim, 5.141, 64-66.1999.3. Atherton, J. Resistance to learning, a discussion based on participants in in- Service Professional Training Programs, J.E.T, 51(1), 265-271. (1999).4. Binici, H. Endüstriye Dayalı Eğitim(EDÖ), kişisel rapor. (1999).5. Hung, H. A Study of the Decision- making Bodies of the Vocational Training Council in Hong Kong, J.E.T, 50(1), 41-47. (1998).6. Mahiroğlu, A., Buluç, B., “Eğitimde Toplum Kalite Yönetimi ve Kalite Yönetiminin Araçları”, Politeknik dergisi, C.2, S.1, 53-61,1999.7. Alkan C., Doğan H. ve Sezgin. I., Meslekî ve Teknik Eğitimin Esasları, Ankara, 1998, s.119.8. http://ktogm.meb.gov.tr/Dosyalar/metge.htm 07.05.20059. http://www.mvet.org/mtem/universite.html 07.05.2005
MESLEKÎ TEKNİK EĞİTİMDE YETERLİLİK KAVRAMINA ÜÇ FARKLI AÇIDAN YAKLAŞIM

Korkmaz YILDIRIM* ve Fehim FINDIK**
* Öğretim Görevlisi Sakarya Üniversitesi Hendek MYO Hendek/Sakarya
**Prof.Dr. Sakarya Üniversitesi Teknik Eğitim Fak. Esentepe-Sakarya



Özet
Hayat boyu eğitim ve öğretim etkinliği kişilerde; istihdam edilebilirliği, aktiviteyi, sosyalleşmeyi ve kişisel gelişiminin sağlanmasını desteklemek zorundadır. İstihdam edilebilirliğin temel koşulu iyi, kaliteli mesleki teknik eğitim alınması ile mümkündür. Ülkemiz mesleki teknik eğitim açısından farklı düzeylerde görülen yaklaşımlar arasında uyumsuzluklar mevcuttur. Mesleki ve teknik eğitimde; becerilerin veya yeterliliklerin seviyesi bölgesel bazda farklı düzeyde bulunmaktadır. Bu çalışmamız kapsamında ülkemiz mesleki ve teknik eğitim alanında yer alan eğitimci personel ile yetiştirilen elemanların istihdam edilebilirliği ve mesleki eğitim hizmet alanlarının yeterlilikleri tartışılarak olaya farklı bakış açısı kazandırılmıştır.


1. GİRİŞ

Türk Milli Eğitiminin genel amaçlarından biride; ” İlgi, yetenek ve kabiliyetleri geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak, öğrencilerin kendilerini mutlu kılacak, toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamaktır.” Mesleki ve teknik eğitim genel anlamda ; “ Bireysel ve toplumsal yaşam için zorunlu olan belirli bir mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve pratik uygulama yeteneklerini kazandırarak bireyi zihinsel, duygusal sosyal ekonomik ve kişisel yönleriyle dengeli biçimde geliştirme sürecidir.” Eğitim sistemimizin temel ilkelerinden en önemlisi de; “ bilimsellik, her derece ve türdeki ders programları ve eğitim metotları ile ders araç gereçlerini, bilimsel, teknolojik yeniliklere, çevre ve ülkemiz ihtiyaçlarına uygun sürekli geliştirmektir.”
Mesleki ve teknik eğitimin genel amacı bireyi mesleki ilgi ve gereksinimlerini güdüleme faktörünü kullanarak eğitmektir. Mesleki ve teknik eğitim; bireyi aktif ve sosyal hayata hazırladığına göre en temel kaynak olan insanı yararlı toplumsal amaçlar için ele almakta ve bu yolla kültürel ve ekonomik gelişmeye hizmet etmektedir. Mesleki ve teknik eğitim programları bu görevi;
1. Mesleki eğitim - öğretim alanına girecek bireyleri yetiştirilmesiyle,
2. İş dünyasına bilgili, becerikli ve başarılı insangücü yetiştirmek sureti ile yerine getirmeye devam edecektir.
Sosyal yaşamın gereği olarak toplumda yaşayan bireyler eğitim, üretim ve tüketim gibi sosyal etkileşimlerle toplumda yerini almaktadır. Eğitimci gözlemiyle; genel eğitim; mesleki alana bağlı olmadan başarılı yaşam sağlama, bireyin yetiştirilmesi süreci, Mesleki eğitim ise; bireyi mesleki alan ile ilgili bilgi, beceri ve alışkanlıkların kazandırılması sürecidir.

2. MESLEKÎ EĞİTİMDEN İZLENİMLER

Mesleki ve teknik eğitim insanoğlunun binlerce yıllık çalışma, deneyim ve tecrübelerinin doğal oluşumudur. İş; İnsanoğlunun gereksinimlerini gidermede araç olduğundan “çalışmayı öğrenme” üzerinde durulan olgudur. Medeniyetler geliştikçe eğitim alanında da bir çok aşamalar gözlenmiştir. Örneğin; Taklit, evde organize eğitim, uzmanlaşmış meslekler arası ilişkiler, çıraklık eğitim sistemi ve organize okul eğitimi uygulamaları mesleki eğitimi etkilemiştir. Mesleki eğitimin dayandığı kuramsal esasları etkileyen faktörler olarak üretim sistemi ve eğitim kavramları kadar bu alanda çalışan eğitim personeli, hizmet alanları ve yetiştirilen bireylerin istihdam edilebilirliği gibi sorunlar mesleki teknik eğitim alanında gelişme kuramını doğrudan ilgilendirmektedir. Kanunlarımızın öngördüğü gibi mesleki ve teknik eğitimde yasal kuram ve kavramlar tam yerine oturmasına rağmen ülkemiz genelinde bölgesel düzeyde de olsa farklılıklar mevcuttur, gözlenen aksaklıkların insan hatalarının yanı sıra maddi yetersizliklerden de kaynaklandığı söylenebilir.

2.1 Eğitimde Hizmet Alanları, Öğretici Personel ve Okul – İşletme işbirliği açısından yaklaşım

Mesleki teknik eğitim pahalı bir eğitim modeli olup, mesleki hizmet alanlarını güncel teknolojik gelişmelere ayak uyduracak şekilde hazırlanması gerekmektedir. Hizmet alanlarından kasıt Laboratuar, Atölye ve derslikler ile öğrencilerin sosyal etkinliklerini arttıran kütüphane, etüt salonları, spor alanları akla gelmektedir. Eğitim faaliyetlerinde işlevselliği sağlayan en önemli unsurlardan biri; eğitim hizmet alanları, diğeri de; eğitimi sağlayan eğitici personeldir. Eğitim-öğretim hizmetlerinin kalitesinin arttırılmasında gerek hizmet alanlarını endüstrinin istediği standartlara yükseltmek, gerekse eğitici personeli istenilen vasıflarda yetiştirmektir. Mesleki eğitim de; öğretmen seçimi, yetiştirilmesi, istihdamında gözlenen sorunlar mevcuttur. Mesleki eğitimin işlevselliği ve kalitesi büyük ölçüde bilinçli kadrolara bağlıdır. Günümüz mesleki ve teknik eğitim alanında öğretmen yetiştirmede, uygulanan yöntem, beklentiler, öğrenci nitelikleri ve teknolojik gelişme sürecinde yetersizlikler mevcuttur. Mesleki eğitim program ve materyallerini yenileyen, güncelleştiren birey merkezli öğretim modelini benimseyen öğretici personel olmak ve bilinçli personeli yetiştirmek zorundayız. Eğitim kurumlarının genel amacı; bireyin bireysel gelişim ve toplum değerlerine ve yaşama biçimlerine sağlıklı uyumuna yardım etmektir. Eğitimde bu uyumu gerçekleştirmek için çevre ile işbirliğine gidilmesi ve bu yöndeki çabaların desteklenmesi gerekmektedir. Hangi düzeyde ve nitelikte eğitim programı uygulanırsa uygulansın, okul çevre ile düzenli ilişkiler kurmak zorundadır. Eğitim kurumlarının çevre ile kuracağı sağlıklı ilişkiler hem varlığını güvence altına alacak, hem de programların daha işlevsel özellikler kazanmasına yardımcı olacaktır. Okul ve çevrenin birbirini etkilemesi, aynı amaçlara dönük çalışması, birlik ve bütünlük özelliği göstermesi karşılıklı sorumluluk esasına göre tasarlanmış bir eğitim modelini gerektirmektedir,(1). Mesleki ve teknik eğitim, özelliği bakımından pahalı bir eğitimdir. Teknolojinin sürekli değişimi; sınıf, laboratuvar ve atölye donanımlarının yenileştirilmesini, makine, cihaz ve malzemelerdeki eksiklerin giderilmesini, bakım ve onarımları ile kalibrasyonlarının yapılmasını, öğretim malzemelerinin güncelleştirilmesini, öğretmenlerin yeterliklerinin geliştirilmesini gerektirmektedir. İstihdama yönelik eleman yetiştirilmesi açısından; işletmelerin gönüllü katılıma endeksli desteği alınarak öğrenme-öğretme ortamının beceri öğretimi yönünden nasıl geliştirileceği planlanmalıdır. Bu planlamanın düzgün yapılabilmesi için öncelikle iyi hazırlanmış işletme beceri eğitim programına ihtiyaç vardır. Ayrıca işletmelerde, amaca yönelik hangi becerilerin öğretilebileceği, hangilerinin öğretilemeyeceği belirlenmelidir. Okul ve işletme yetkililerince hazırlanacak beceri eğitim planının etkili biçimde uygulanması için öğretici personelin, eğitim hizmet alanlarının ve yetiştirilen eleman yeterlilikleri arasında güçlü ilişki vardır. Bu ilişkilerin yeterli hale gelmesi ve sürdürülebilmesi için aşağıda sıralanan önerilerin dikkate alınmasında yarar vardır ;
a. Okul ve işletme öğretim sorumluları tecrübeli, mesleki yönden yeterlikli ve eğitim yapmaya istekli personel arasından seçilmelidir.
b. Okul ve işletme öğretim sorumluları, zamanlarının bir dilimini beceri öğretimine ayırabilmelidir. Ayrıca İşletmelerde öğretilemeyen veya geliştirilemeyen beceriler, okulda veya dönüşümlü olarak diğer uygun işletmelerde yapılacak telafi eğitimiyle öğretilmelidir.
c. Öğretim sorumluları beceri eğitimi konusunda eğitilmeli, daha önce eğitilmiş olanların eğitimi periyodik olarak güncelleştirilmelidir.
d. Okul ve işletme öğretim sorumlularına, kendilerini geliştirebilmesi için beceri eğitimine ilişkin yayınlar ücretsiz olarak verilmeli, eğitim ve sosyal etkinliklere davet edilmelidir. Öğretici personelin eğitime karşı olumlu tavır ve değerler geliştirmesine çaba gösterilmelidir.
e. Meslek liselerinin eğitim programları beceri eğitiminde okulun ve işletmelerin rollerini gösterecek biçimde düzenlenmelidir. Güncel ihtiyaçları ve öğrenci niteliklerine dikkat eden, uzmanlık alanlarını kapsayan yetiştirme sistemini geliştirmelidir.
f. Mesleki eğitim kurumlarıyla çevre işbirliğini sağlayarak ortak programlar üretip iş içerisinde düzeyli, sürdürülebilir süreçler üretmek gereklidir.
g. Meslek liselerinde gerçekleştirilen beceri eğitiminde meslek alanıyla ilgili temel beceriler okulda öğretilmeli, pratik beceriler ise işletmelerde geliştirilmelidir.
h. Eğitim hizmet alanlarını sanayinin ön gördüğü şekilde güncelleyerek, yetiştirilecek elemanların kalitesinin arttırılması amaçlanmalıdır. Bu nedenle; İşletmelerde yapılan beceri öğretimindeki ilerleme düzenli olarak test edilmeli, kusur ve noksanlıkları telafi edici tedbirler alınmalıdır.
ı. Endüstriyel süreçleri anlama- karar verme, birlikte çalışma gibi yeterlilik kazandıracak eğitim süreci başlatılmalıdır.
k. Endüstride süre gelen gelişmeleri plan dahilinde eğitim programlarına dahil etmelidir.
l. Mesleki ve teknik eğitimde kullanılan öğretim malzemelerinin güncelleştirilmesine ve yeni teknolojilerin kullanılmasına ihtiyaç vardır.
Bu amaçla;
1. Kaynak kitapların hazırlanması, mevcutların güncelleştirilmesi yapılmalıdır.
2. Öğretim yapraklarının program amaçlarıyla uyumlu olarak hazırlanması temin edilmelidir.
3. İşletmelerde beceri eğitimine uygun öğretim malzemelerinin geliştirilmesi sağlanmalıdır.
4. Bireysel öğrenmeye imkan verecek öğretim yazılımlarının geliştirilmesi, mesleki ve teknik eğitimi destekleyecek web sitesinin kurulması, öğretmen, öğretici personel ve öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine yönelik çabalarının desteklenmesi temin edilmelidir.
5. Mesleki ve teknik liselerde, yeni teknolojilerin etkili biçimde kullanılmasına imkan verecek ve bireysel öğrenmeyi teşvik edecek “Öğrenme Merkezleri” kurulması faydalı olacaktır.
m. Ortaöğretim kademesinde uygulanacak mesleki eğitim programlarının günümüz ihtiyaçları dikkate alınarak yeniden yapılandırılması yararlı görülmektedir. Ortaöğretim kademesinde meslek eğitimi, bir dal eğitimi değil, bir alan eğitimi olarak yapılandırılmalıdır.
n. Ortaöğretim kademesinde mesleki eğitim programlarının temel mesleki eğitime göre yapılandırılmasının işletmelerde beceri eğitimine de olumlu yansımaları olacaktır.
p. Eğitim programları bilgi ve iletişim teknolojileri, yabancı diller, sorun çözme, karar verme, girişimcilik, ekip çalışması, yenilikçilik, yaratıcılık, toplam kalite gibi işletme (sanayi)beklentilerine cevap verecek unsurları da kapsamalıdır.
r. Eğitim programları ve eğitim standartları, meslek standartlarıyla bağlantılı olarak Avrupa Birliği standartları dikkate alınarak belirlenmelidir.
s. Eğitim programları verimlilikleri açısından değerlendirilmeli, modüler ve esnek yapıda geliştirilmelidir. Bireyin yaratıcılık kapasitesini artırmak hedeflenmelidir. Programların hazırlanmasında, belirlenecek çerçeveye göre, yerel ihtiyaçları karşılayabilecek program yapısı esas olmalıdır. Modüler ve kredilendirmeye dayalı program yapısı ile dikey ve yatay geçişlerde gerekli esneklik sağlanmalıdır.
ş. Açılacak bölümler de yerel ihtiyaç analizine dayanmalıdır.
t. İşletmeler, beceri eğitim birimi kurmaları yönünde desteklenmelidir.
u. İşletmelerde kullanılan üretim araçlarının kullanımının, işletmenin faaliyetlerini aksatmayacak biçimde öğrencilere kullandırılarak öğretilmesinde okul ve işletme işbirliği yapmalıdır.

3. SONUÇ ve ÖNERİLER

Sorunların çözülerek eğitim-öğretim sürecindeki gözle görülen ve görülemeyen uyumsuzlukların giderilmesi için temel mesleki eğitimin yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Halen sistemde mevcut bulunan %65 genel eğitim-%35 mesleki eğitim okullaşma oranını tam tersine çevirerek sanayileşmenin önündeki engeller kaldırılabilir. Not sistemine göre öğrenci alımı eğitim sürecinde başarı ve kaliteyi düşürdüğü bilinen bir gerçektir. Sanayinin ihtiyaç duyduğu insangücü yetiştirme görevini üstlenen, mesleki eğitim kurumlarına eskisi gibi teorik sınavın yanı sıra pratik uygulamalı sınav yapılarak okula gelecek bireylerde belli bir seviyenin sağlanması, eğitim sürecinde kalitenin artırımını destekleyecektir. Temel mesleki eğitim bireylerde; iş hayatının talebi ile uyumlu olarak bir meslek alanında işe giriş için gerekli asgari mesleki davranışları kazandırmayı amaçlar. Bu çerçevede; temel mesleki eğitimde derinlik değil, mesleki genişlik esastır. Mesleki derinlik bireyin bir dalda uzmanlaşmasını ifade etmektedir. Mesleki uzmanlık eğitimi, çağdaş mesleki eğitim sistemlerinde ileri meslek eğitiminin işlevi olarak kabul edilmektedir. Bireyin bir dalda eğitimi bilimin ve teknolojinin hızlı değişmesine dayalı olarak istihdamda ve bireyin değişime uyumunda güçlükler yaratmaktadır. Bireyin bir meslek alanında temel mesleki yeterlilikleri kazanması ona istihdamda esneklik ve değişikliklere uyum gücü kazandırılmalıdır. İstihdamın geliştirilmesine yönelik eğitim programları ile sanayinin ihtiyaç duyduğu insangücünün yetiştirilmesine gereksinim vardır. Bu açıdan olaya bakıldığında mesleki ve teknik eğitim platformunda mesleki eğitim hizmet ortamlarının, eğitici personel ve yetiştirilmek istenen meslek erbabı açısından gözlenen sorunlar çözümsüz değildir. Bunun için; pahalı, uzun bir süreci kapsayan mesleki ve teknik eğitim, görev bilinci yerleşmiş fedakar hizmetçilerini beklemektedir.


Kaynaklar
1. Gürol, M. 1996 “ Okul – endüstri ilişkileri ve Öğretmen Yetiştirme Modülü” F.Ü.Yayını . Elazığ.
2. Rıza, E. T. 2000. “ Eğitim Teknolojisi Uygulamaları ve Materyal Geliştirme “ Anadolu Mat., ISBN 975-96446-0-6, İzmir, 2000
3. Aklan,C., Dogan,H., Sezgin,İ. 1988. “ Mesleki ve Teknik Eğitim Esasları” G.Ü. Yayını, Yayın no: 132, Ankara,
4. Serim, Ö. 1991, “ Milli Eğitim Mevzuatı” Alkım yayıncılık, Ankara

MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİMİN ÖĞRETİM PROGRAMI, ÖĞRENME VE YÖNETİM ÖGELERİ İLE İLGİLİ BAZI TEMEL İLKELERİ

Osman YILDIRIM*, Dr. Recep ALTIN** ve Osman YALÇIN***
*Milli Eğitim Bakanlığı Projeler Koordinasyon Merkezi Başkanlığı
Proje Hazırlama Şube Müdür V.
**Milli Eğitim Bakanlığı Projeler Koordinasyon Merkezi Başkanlığı
Proje Yöneticisi
***Milli Eğitim Bakanlığı Projeler Koordinasyon Merkezi Başkanlığı
Proje Eş Uzmanı

1. GİRİŞ
Ülkelerin ekonomik ve toplumsal yapısında meydana gelen hızlı değişiklikler, eğitim sistemlerinin yapısını da etkilemiş ve eğitim sistemleri toplumsal kalkınmayı sağlayan önemli bir araç olma niteliği kazanmıştır.
Günümüzde eğitim sistemleri ait olduğu toplumlardaki diğer alt sistemlerle sürekli etkileşim halindedir ve eğitim sistemini diğer sistemlerden de ayrı düşünmek mümkün değildir.
Toplumsal sistemlerle eğitim sistemleri arasında bir etkileşim söz konusu olur iken bu etkileşim hızla gelişen bilim ve teknoloji sayesinde daha belirgin hale gelmiş, yıllarca oluşturulan bilgi birikimi ve tecrübeler sonucunda bilgi artışı günümüzde en üst düzeye ulaşmış bulunmaktadır.
Hem toplumun hem de bireylerin eğitim sisteminde bazı beklentileri vardır.Bu beklentiler amaca uygun insan yetiştirmek kadar bölgeler arasındaki farklılıkları azaltması, toplumsal hareketliliği artırması, ilgi ve yeteneklerine uygun yetişme imkanları sağlaması, imkan ve fırsat eşitliğini artıracak tedbirler alması, bireylerin kendi yeteneklerini geliştirme fırsatı vermesi bireyin eğitim sistemlerindeki başlıca beklentileri arasındadır.
Eğitim sistemlerinde bireyler bu beklentiler içinde olurken hızla değişen toplumsal ihtiyaçlar, kazanılmış bilgi ve becerilerin yenilenmesi ihtiyacı, eğitimi belli yaş guruplarındaki kişilerin yararlanacakları bir faaliyet olmaktan çıkartmış, yaşam boyu devam eden bir faaliyet haline dönüştürmüştür.
Dünyadaki bir çok ülke, eğitim sistemlerinin ekonomik, kültürel, toplumsal ve siyasal amaçlara ulaşabilmede büyük katkılar sağlayacağı konusunda ümitler taşımaktadırlar (MEB,1995,1). Bu ümitler eğitim sisteminin nitelik ve niceliğini artırmak amacıyla yapılan birçok eğitim faaliyetleri ve reform niteliğindeki çalışmalarla ifade etmek mümkündür.
Ülkelerin üretim ekonomisine sahip olabilmesi, ekonomik amaçlarını gerçekleştirebilmesi, diğer ülkelerin ürettiği mal ve hizmetlerle rekabet edebilmesi için iyi eğitilmiş insan gücüne ihtiyaç vardır. İyi eğitilmiş insan gücünü yetiştirmenin yollarından birtanesi de mesleki ve teknik eğitimdir.
Uluslararası rekabette tutunabilmek için maliyetin azaltılması aynı zamanda üretim yöntemlerinin ve ürünlerin çeşitlenip geliştirilmesi gerekir. Bunu sağlayabilmek için nitelikli ve motive olmuş iş gücüne sahip olmak gerekir (Gayton,1994). Nitelikli ve motive edilmiş iş gücü de büyük oranda mesleki eğitimle sağlanabilir.
Teknik ve mesleki becerileri geliştirme, mevcut endüstrinin yeniden yapılanmasını gözden geçirme, endüstriyel teknolojinin yenilenmesi mesleki eğitim politikalarının ve stratejilerinin analizi gibi işlerle, ülkeler ekonomik gelişme sayesinde tanışmıştır (Ushiyama, 1994).Bu tanışma, sadece ülkelerin sermaye yatırımını değil aynı zamanda ekonomilerin ve mesleklerin yeniden yapılanma ihtiyaçlarını karşılayacak, yeni bilgi ve beceriler elde etme esnekliğine sahip iş gücünü yetiştirecek mesleki eğitim yapıları ile yakından ilgilidir.
İş gücünü yetiştirecek mesleki eğitim sisteminin sağlam bir temele sahip olması gerekir (Hull,1994).
Bu sağlam temeller;
. Fen ve matematik, konuşma, dinleme, düşünme becerisi, yaratıcı düşünme, karar verme, .problem çözme, nasıl öğrenileceğini bilme, akıl yürütme, iletişim kurma, kişisel nitelikler, kişisel sorumluluklar, kendine saygı, sosyal olma ve kendini idare etme gibi özellikleri içermelidir
Doğan (1994)’de göre ise yirmi birinci yüzyılda görev yapacak iş gücünde aranılan bazı özellikler;
1-Değişen koşullara çabuk uyum sağlama
2-Problem çözebilme
3-İletişim kurabilme
4-Ekip halinde çalışabilme
5-Mal ve hizmetin kalitesini geliştirmek için sorumluluk alma
6-Değişen koşullara uyumu kolaylaştırmak için geniş bir mesleki beceri tabanına sahip olma gibi niteliklerdir.
Yetişmiş iş gücünde bu beceriler aranırken, iş gücü oldukça karmaşık ve kuramsal teknolojilerle çalışmak üzere de eğitilmelidir (Brand,1994).
İş gücünde bu nitelikler aranırken, Türkiye’de toplumsal ve ekonomik yapıda meydana gelen hızlı değişiklikler sonucu olarak geleneksel tarım ekonomisinden daha çok sanayi sektörlerinin geliştirilmesine öncelik ve önem verilmektedir (MEB,1994,3). Ekonomik gelişmede sanayileşmeye verilen bu önem teknik insan gücünün yetiştirilmesine ve eğitim içerisinde de mesleki eğitime ağırlık kazandırmıştır.
Genel eğitim sisteminin bir parçası olan mesleki eğitim; ferde iş hayatındaki belirli bir meslek ile ilgili bilgi, beceri ve iş alışkanlıkları kazandıran ve ferdin yeteneklerini çeşitli yönleri ile geliştiren bir eğitim sürecidir.
Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Konseyi raporunda bu süreç çağın teknolojik imkanlarını değerlendirmeli, insan gücünü en verimli şekilde yetiştirmeli, geçersiz kaldığı durumlarda bireye yeni bir meslek kazandırmalıdır şeklinde ifade edilmektedir (MEB,1990,54).

2. MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME SÜRECİ İLE İLGİLİ TEMEL İLKELER
Aşağıda mesleki ve teknik eğitim alanında program geliştirme ile ilgili birtakım ilkeler verilmiştir.
1. Mesleki eğitim programları modüler ( eklemeli ) bir yapıya göre tasarlanmalı, temel ve ortak iş ve işlemleri aynı olan meslek alanları arasında geçişlere imkân vermelidir.
2. Öğretim programları bireylerde bilgi, beceri ve tavır-tutum-mesleki alışkanlıklar gibi davranışları kazandıracak şekilde düzenlenmelidir.
3. Öğretim programları meslek standartları ile ilişkilendirilmeli ve meslek standartlarına dayalı olarak eğitim standartları geliştirilmelidir.
4. Öğretim programları insan gücü- eğitim- istihdam ilişkileri esas alınarak geliştirilmelidir.
5. Endüstrinin/hizmet sektörünün beklentilerine cevap verebilmeli ve endüstrinin de katılımıyla programlar geliştirilmelidir.
6. Öğretim programı geliştirme çalışmalarında ileri teknoloji kullanan ülkelerin teknolojik bilgilerinden ve deneyimlerinden yararlanılmalıdır.
7. Programlar davranış türlerinin ( Bilgi davranışları, beceri davranışları ve tavır ve tutum davranışları ) tamamını içermelidir.
8. Öğretim kapsamına alınacak iş ve işlemler mutlaka meslek analizine dayalı olarak belirlenmelidir.
9. Öğretim programları geniş bir tabanla başlamalıdır.
10. Birçok insan, en iyi kişisel katılımı, fiziksel ya da uygulamalı faaliyetleri ve kişisel keşif için imkânları içeren somut ortamlarda öğrenir. Bu bakımdan öğretim programları içeriği uygulamalı ortamlarda gerçekleştirilebilecek şekilde tasarlanmalıdır.
11. Öğretim programı içeriğindeki kavramlar, öğrencinin anlayabileceği ilişkiler bağlamında sunulmalıdır.
12. Öğrencilerin büyük çoğunluğu, en iyi öğrencilerle oluşturulmuş çalışma gurupları, ekip içinde öğrenme ve bunun gibi bir tür kişisel etkileşim yoluyla öğrenirler. Bu bakımdan öğretim programları tasarlanırken öğrenciler arasında etkili bir iletişim ve etkileşim kurulmasına fırsat vermelidir.
13. Bilginin izole edilmiş parçalarını ezberlemek, birçok öğrenci için göreceli olarak yetersiz ve etkisiz öğrenme stratejisidir. Bu bakımdan öğretim programları fonksiyonel öğrenme stratejileri içermelidir.
14. Öğrencilerin büyük çoğunluğunun bilgiyi bir tür somut deneyimler ve/ veya deneyler yoluyla algılama ve kullanma eğilimi vardır. Başka bir deyişle, çoğu insan dışa dönük öğrencilerdir. En iyi kişiler arası etkileşim, gurup içinde öğrenme, paylaşma, karşılıklı destek, takım işlemi ve olumlu pekiştirme yoluyla öğrenilir. Öğretim programları bu etkinlikleri de kapsayacak şekilde tasarlanmalıdır.
15. Öğretim programları sağlam bir ihtiyaç belirleme temeline dayandırılmalıdır.
16. Öğretim programlarında;
* Amaç-içerik,
* Yöntem-teknik,
* Değerlendirme ve gibi unsurlar da yer almalıdır.

3. ÖĞRENME SÜRECİ VE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİMLE İLGİLİ İLKELER

Meslekİ ve teknik eğitimde istenilen başarının yakalanması, mezunların iş hayatının beklentilerine cevap verebilmesi, eğitim ve istihdam uyumunun kurulması için öğrenme süreci ile ilgili bazı ilkeler aşağıda sıralanmıştır.
1. Birçok birey kişisel keşif ve araştırma imkanı da verecek somut ortamlarda daha iyi öğrenebilmektedir.
2. Öğrenmenin kolay ve kalıcı olarak gerçekleşebilmesi kavramlar arasında ilişkiler kurulmalıdır.
3. Birçok insan, soyut kavramsal maddelerdense, somut, elle tutulur örnekler ve deneylere daha iyi ilişkiler kurmaktadır.
4. Öğrencilerin büyük çoğunluğu gurup içinde çalıştıkları zaman daha kolay iletişim kurabilmekte ve iletişim ve etkileşim sonucu öğrenme daha kolay gerçekleşebilmektedir.
5. Sadece bilginin ezberlenmesi yetersiz bir öğrenme stratejisidir ve bilgi davranışları sadece bilgi basamağı düzeyinde kalmamalıdır.
6. Eğitim faaliyetinin fonksiyonel olarak gerçekleşmesi için iletişim etkileşimin gerçekleşmesi gerekmektedir.
7. Öğrenciler için anlamlı olan bilgiler daha kolay öğrenilebilmektedir.
8. Gerçek iş ortamında öğrenme iş hayatı ile bağlantıları güçlendirmektedir.
9. Bugünün meslekleri daha çok bilgi, düşünme yeteneği ve beceriler istemektedir.
10. 21. yüzyılda düşük beceri gerektiren ve düşük kazanç getiren işler yerini daha karmaşık işlere bırakmıştır.
11. Öğrenme sürecinde bireylerin düşük niteliklerle mezun olması iş gücünün niteliklerini de etkileyecektir.
12. Eğitimin amacı öğrencileri mesleğe hazırlamak olmalıdır. Ancak bu hazırlık öğrencileri işe başlayacak düzeyde bilgi ve becerilerle donatmanın yanında, işin niteliğine göre sağlam bir akademik temel ( Matematik, Fen bilimleri, dil, kompozisyon, akıl yürütme, problem çözme, iletişim kurma )de sağlamalıdır. Sağlam bir akademik temele sahip olarak yetişen işçiler ve orta kademe teknisyenler gelişen teknolojiler karşısında kendilerini yenileyebildikleri gibi yeni bilgi ve becerileri öğrenmede hem istekli hem de becerili olacaklardır.
13. Öğrencilere meslek bilinci ve meslek araştırma fırsatları ilköğretim dönemlerinde geniş ve kapsamlı bir şekilde verilmelidir.
14. Yetişecek işgücünün niteliği ya da niteliksiz olması mesleki eğitim uygulamaları ile yakından ilgilidir. Endüstrinin yetişecek işgücünün niteliği hakkında karar verebilmesi için mesleki eğitim uygulamalarının içine aktif olarak katılması ve rol alması gereği vardır.
15. Orta kademe nitelikli iş gücü bugünkü işgücü sistemlerinin tamamının nasıl çalıştığına dair temel bir bilgiye sahip olmalıdır.

4. YÖNETİM SÜRECİ

Yönetim bir gurup insanın belirlenmiş birtakım amaçlara doğru iş bölümü , işbirliğini ve koordinasyon sağlama çabalarının tümü şeklinde tanımlanabilir. Yönetimde esas olan iş yapmanın yanında iş yaptırabilmedir. Başka bir deyişle yönetim iş yaptırabilme sanatıdır.
* Yönetim bir insan için değil birden çok insan için geçerlidir.
* Yöneticinin kendisinin iş yapması önemli değil , başkalarını çalıştırması ve başkalarına iş yaptırması önemlidir.
Hem genel eğitimde hem de meslekİ ve teknik eğitimde yönetim süreci de eğitimin niteliğine etki eden unsurların başında gelmektedir. Bu bakımdan etkin bir yönetim sürecinin tasarlanması gerekmektedir. Etkin bir yönetim sisteminin sağladığı yararlar aşağıda özetlenmiştir.
* Etkin yönetim yanlış yapılanmaları önler.
* Etkin yönetim olmaz ise yanlış yapılanmalar olur.
*Dünyada bugün üretime yönelik yapı pazara yönelik yapıya dönüşmüştür. Bu bakımdan yönet,im sistemleri bu değişimi göz önüne almalıdır.
*Bilgi toplumunda insanın yaratıcılığı ön plana çıkmıştır.
*Bilgi toplumunda ürün markaları değil insan beyninin rekabeti söz konusudur.

Yönetim Sürecinin Özellikleri
1.Amaçlar
2.Planlama
3.Organizasyon
4.Yürütme
5.Koordinasyon
6.Kontrol
Yönetim süreci;
1.Amaçlıdır
2.İnsani nitelik taşır
3.Gurup sürecidir
4.İşbirliği sürecidir
a) Fiziksel
b) Zihinsel( Birisinin gördüğünü öbürünün görmesini sağlama)
c) Ruhsal ( Birbirini yönlendirmesi ,cesaretlendirmesi,inanç birliği sağlaması)
5.Koordinasyon ve haberleşme sürecidir.
6.Otorite sürecidir.
7.Rasyonellik sürecidir.
8.İş bölümü ve uzmanlaşma sürecidir
Yönetimde otorite de çok önemli bir rol oynar. Otorite ise;
1.Bilgi bakımından
2.Kişilik bakımından
3.Manevi özellikler bakımından
4.Yetki bakımından olmalıdır.
Yöneticinin Özellikleri
Genel olarak bir yöneticide bulunması gereken özellikler aşağıda sıralanmıştır.
* Genel Kültür * Akıl ,duygu dengesi * Dış görünüş
* Mantık * Adaptasyon * Gruba hitabet
* Analiz ruhu * Hafıza ve dikkat * Sosyal olma
* Sentez ruhu * Azim ve sebatkarlık * İş disiplini
* Sezgi gücü * İhtiyatkarlık * İşbirliği
* Hayal gücü * Girişkenlik * Diplomatiklik
* Muhakeme * Tertip ve intizam * İkna gücü
* Konsantrasyon * Planlı ve yönetimli * Otorite
* Düşüncelerini aktarabilme * El çabukluğu * Etkileme

5. SONUÇ

Genel eğitim sisteminden ayrı olarak düşünemeyeceğimiz ve genel eğitim sisteminin bir alt sistemi olan mesleki eğitim bilim ve teknolojideki gelişmeler sayesinde rolü, kapsamı, süresi ve yapısı büyük ölçüde değişmekte, mesleki eğitim adeta kalkınmanın itici gücü haline gelmektedir.
Endüstrinin gelişimi yeni üretim yaklaşımları ve yetenekli işgücüne bağlıdır. Endüstriyel kuruluşların rekabet edebilmeleri ve varlıklarını sürdürebilmelerinin yolu, bilgi sistemlerinden ileri teknoloji uygulamalarından ve otomasyondan tam olarak yararlanmalarına bağlıdır. Bunların gerçekleşmesi için yüksek becerili işgücü istihdam etmek gerekir.
Mesleki ve teknik eğitimin bu itici gücünü ve fonksiyonunu UNESCO şu şekilde ele almaktadır.
1-Genel eğitimin ayrılmaz bir parçası ve onun tamamlayıcısı.
2-Bir meslek alanına giriş için gerekli istihdam yeterliliklerini kazandırma yönüyle hazırlayıcı ve yaşam boyu devam eden bir süreç (UNESCO,1974,4). olarak ele almaktadır.
Mesleki eğitimin ülke kalkınması için yapacağı katkılardan yaralanabilmek için mesleki eğitimin tüm boyutları ile ele alınması, yapılan mesleki eğitimin sağlam bir ihtiyaç temeline dayandırılması, amaçların ve önceliklerin çok iyi belirlenmesi ulusal düzeyde ve uluslar arası düzeyde kabul edilmiş ilkelerin uygulanması gerekir.
Meslekler çok çabuk değişmektedir. Kendilerini yenilemeyen yeni üretim sistemlerini kullanmayan işgüçleri işlerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır.
İşletmelerin gelişen pazarlarda rekabet edebilmeleri ve varlıklarını sürdürebilmeleri için nitelikli iş gücü kullanmaları gerekir. İyi yetişmiş nitelikli iş gücü de iyi tasarlanmış bir mesleki ve teknik eğitim sisteminden geçmektedir.
Nitelikli ara kademe iş gücü yetiştirilmesi ise meslekİ ve teknik eğitimde başarıya etki eden temel öğelerin fonksiyonel bir biçimde tasarlanması bu tasarım yapılırken de ilgili literatürde ortak kabul gören ve görecek birtakım ilkelerin belirlenmesi ve uygulanması ile çok yakından ilgilidir.




Kaynaklar

Brand.B. (1994). Amerika Birleşik Devletlerinde Mesleki ve Teknik Eğitim Reformu.Milli Eğitim Bakanlığı Uluslararası Mesleki Eğitim Sempozyumu Bildirisi.28 Haziran-1 Temmuz 1994.Ankara.

.Caın.J,N.(1970).Teacher Characteristik and Backgrand Qualifications Significant to Maxımum Teachıng Effectiveness With İmplicatıons . For Staffıny. Oakland:Vocatıonal Educatıon Centers İn Oakland County Michingan Ann Arbor Unıversty Microfilms Ltd.


Doğan, H. (1994). Türkiye’de Mesleki ve Teknik Eğitimin Yeniden Yapılanma İhtiyacı. Milli Eğitim Bakanlığı Uluslararası Mesleki Eğitim Sempozyumu Bidirisi.28 Haziran-1 Temmuz 1994.Ankara.

Hull, M.D. (1994). Değişim İçin Bir Model. Milli Eğitim Bakanlığı Uluslararası Mesleki Eğitim Sempozyumu İçin Sunu.28 Haziran-1 Temmuz 1994. Ankara.

MEB, (1990).Çıraklık ve Mesleki Teknik Eğitim Konseyi Raporu. Ankara

MEB, (1990). Çıraklık ve Mesleki Teknik Eğitim. Ankara: Mesleki ve Teknik Açıköğretim Matbaası.

MEB, (1995).Öğretmen Değerlendirme. Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı Yayını. Ankara.

UNESCO. (1974).(United Natıons Educatıonal Scientific and Curtural Organızation ).Educatıon Training And Employment Proceeding Of The Europen Symposium On Education ,Training And Employment. Poiters.

UNESCO. (1996).Türkiye’de Mesleki -Teknik ve Gelir Getirici Yetişkin Eğitimi Çalışmaları İnceleme Projesi.(Son Rapor) Ankara.

Ushiyama, M. ( 1994). Asya Pasifik Bölgesinde Mesleki Eğitimle İlgili Mevzuat ve Politikaların Gözden Geçirilmesi. Milli Eğitim Bakanlığı Uluslararası Mesleki Eğitim Sempozyumu Bildirisi.28 Haziran- 1 Temmuz 1994.Ankara.
MESLEKİ TEKNİK EĞİTİMDE POLİTİKA VE STRATEJİLER


Muhittin Şimşek* ve İhsan GÖK**
Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi, 34722 İstanbul
*Prof. Dr., simsek@marmara.edu.tr , **Prof. Dr. , ihsangok@marmara.edu.tr

Giriş

Son zamanlarda kulağa hoş gelen birçok kelime ya da kelime grupları ağızlardan düşmüyor. Her konuşma da muhakkak bu kelimelere yer verilir. Bu kelimeler genelde, tercümedir ama, kafiyelidirler de. Vizyon, Misyon, Delegasyon, Koordinasyon, Motivasyon vs. Bu kavramlar, gerçektende modern işletme biliminde ciddi yeri olan kavramlardır. Kullanılmalıdır. Ama içi doldurularak, gereği yapılarak, alt yapısı hazır edilerek. Aksi taktirde slogan olmaktan öteye gidemezler.

Eğer bu kavramların içi doldurulmaz ve alt yapısı oluşturulmazsa gerçek anlamda fonksiyon ifa edemez. Bugün bir çok şirketimizin duvarlarını süsleyen, “Vizyonumuz..., Misyonumuz..., “ yazıları da böyledir.
Vizyon, bir hedefin gerçekleşmesi öngörüsüdür. Ancak misyonsuz vizyon, çok fazla bir anlam ifade etmemektedir. Yani yetki paralelinde sorumluluk verilmesi ve gerçekleşecek hedefin gereğinin yapılmasıdır.

Politika ve Strateji kavramları da böyledir. Kanaatimce vizyon-misyon ilişkisi, politika ve strateji arasında da böyle bir ilişki vardır. Politika iyi güzel de, eğer strateji olmazsa bir anlam ifade etmeyecektir. Meslekİ ve teknik eğitimde politika ve strateji olgusuna bu açıdan bakmak istiyorum.

Günümüzde ülkelerin kalkınmasında öne çıkan üretim etkenleri, bilim, teknoloji ve yetişmiş insan gücü olarak sayılmaktadır. Bunların içinde yetişmiş insan gücü diğerlerine mutlak katkıyı sağlayacak bir konumda bulunmaktadır. Ülkeler gelişmeleri için uygun bir süreç içerisinde bu güç için Meslekİ Teknik Eğitime (MTE) yatırım yapmak veya bu gücü ülke dışından ithal etmek durumundadırlar. Kalifiye insan gücü ithali pahalı olmakta, ülke menfaatleri için de çeşitli güçlükleri de beraberinde getirmektedir. Ülke insanına yapılacak yatırım burada en doğru seçenek olmaktadır. Sadece bununla kalınmayıp geliştirilecek uygun politika ve müeyyideler ile bu yetişmiş insan gücünün ilgili alanlarda da değerlendirmeleri gerekmektedir.Yetiştirilmiş fakat çeşitli sebeplerden dolayı etkin olarak kullanılamayan bu güç için yapılan yatırımın ülke için bir katma değeri bulunmayacaktır.

Türkiye, AB’ye tam üyelik için MTE ile ilgili mevzuata uyum sağlama zorunluluğunu kabul etmiştir. VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı ile AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı ile bunu amaçlar arasında belirtmiştir. AB ülkelerindeki MTE uygulamaları ile ülkemiz uygulamalarının entegrasyonunun sağlanması, bunun sonucu olarak da AB müktesebatının bir parçası olan yetişmiş insan gücünün artışı da gerçekleştirilmiş olacaktır.

MTE’nin verilmesi için stratejiler

MTE, hayatın her alanında ihtiyaç duyulan mesleklere kalifiye elemanın yetiştirilmesi için verilen bilgi ve becerilerin eğitimidir. Teknolojinin her geçen gün önemli derecede geliştiği dikkate alınırsa MTE’de verilen eğitim, ülkelerin çağın gereksinimleri ile bağıntılı ihtiyaç duydukları elemanları güncel bilgi ile donatmaları şeklinde olmalıdır. Gelişen teknoloji ve artan bilgi dikkate alınarak verilecek eğitim, içerik ve becerinin verilme yaklaşımlarını da beraberinde getirmektedir, [1].

AB geliştirdiği ve üye ülkelerin uygulaması için belirilen meslek eğitimi standartlarında; herkes için uygun ve yeterli meslekİ eğitim sağlayacak koşulların hazırlanmasını, tüm sektörlerde ihtiyaç duyulan iş gücünün yetiştirilmesi için imkânlar oluşturulmasını ve yeni teknolojilere uygun beceriler edinilmesinin sağlanması ve bu alanda üye devletlerle iş birliği yapılmasını şart koşmaktadır, [2]. Görüldüğü gibi burada öne çıkan devletin MTE için sağlayacağı koşullar yanında bunu tüm sektörlerdeki ilgili iş gücü ihtiyacı ile de ilişkilendirmektedir. AB üyesi ülkeler incelendiğinde MTE’de farklı uygulamalar bulunduğu görülmektedir. Bunların başında Almanya’da bulunan teorik ve uygulamalı eğitim programlarının birleştirildiği İkili Sistemdir. İşletmede verilen uygulama ve bir meslek okulunda alınan teorik eğitim sayesinde eğitim ve istihdam arasında bir bağ kurulmuştur. Bu alanda eğitimini devam ettirecek olanların istihdamı kolaylıkla sağlanabilmektedir. Bu alanda eğitimi tamamlayanlar ise yüksek teknik okullar veya üniversitelere yönlenmektedirler. Almanya’da vasıflı işçi statüsünde olanların % 90’ı bir meslek diploması ya da sertifikaya sahiptir.

Fransız eğitim sisteminde, genel ve teknik eğitim aynı yapı içerisinde ele alınmaktadır. Ortaokul eğitiminin ilk iki yılın bitiminden sonra genel eğitime ya da teknik ve meslekİ eğitime devam imkanlarını, genel eğitimlerini sürdürerek lise diploması almak ve yüksek öğretime geçmek seçenekleri izler. Lise eğitiminde bunların dışında kalanlar ise 2 yıllık meslekİ eğitim görerek, temel meslekİ eğitim sertifikası veya çıraklık meslek sertifikası almaktadırlar. Diğer seçenekleri de içeren bu sistemde dikkate değer unsur alınan diploma veya sertifikaların mezunlara bir yeterlilik sağlandığının kanıtlanmasından başka büro açmak, endüstride istihdamı için aranan bir belge oluşturmasıdır, [3].

İngiltere’de orta öğretim de İleri Eğitim Kolejleri meslekİ eğitim sunmaktadır. Üçüncü Kademe Kolejleri ise meslekİ ve genel eğitimin bir arada olduğu kurumlardır. Burada öğrencilerin niteliklerine göre düzenlemeler yapılmakta ve İleri Seviyede Genel Eğitim Sertifikası, Genel Ulusal Meslekİ Nitelikler ve Ulusal Meslekİ Nitelikler gibi sertifikalar verilerek adaylardan özel meslekler için bazı zorunlu yeteneklerin gösterilmesi istenmektedir. Türkiye’de bulunmayan bu sertifika programları için yapılan değerlendirmelerin neticesinde elde edilen yeterlilikler ve belgeleri istihdamda arananlar olarak karşılarına çıkmaktadır. İspanya iki model uygulamaktadır; kısa ve uzun süreli mesleki eğitim. Kısa süreli mesleki eğitimde genel orta öğretime devam etmeyen öğrenciler eğitilmekte ve iki yılda tamamlanarak teknik asistan diploması almaktadırlar. Uzun süreli eğitimde ise belli bir alanda uzmanlık için eğitim sağlanmaktadır. Bu eğitim kısa süreli eğitime ek olarak üç yıl sonunda tamamlanarak uzman teknisyen unvanını verilmektedir. Burada mesleki eğitimin amaçlarından birisi uzmanlık derecesinde eğitim almış insan gücünün oluşturulması olarak ifade edilmektedir. Yunanistan’da mesleki eğitimi seçen öğrencilerin sayısı az olmasına karşın, ilgili düzenlemeler sosyal tarafların ulusal meslekİ eğitim politikası danışmanlık konseylerine ve meslekİ eğitime ilişkin araştırma faaliyetlerine katılmalarını sağlamaktadır. Bu taraflar sertifikalandırma komitelerine de katılmaktadır. İlgili taraflar arasında entegrasyon sağlanmaktadır.

Türkiye’nin MTE uygulamaları

Ülkemizdeki MTE sistemi amaç olarak, öğrencinin iş hayatına atılacağı çağa göre entegrasyonunu, yönlendirme ve rehberlik uygulamasına işlerlik kazandırılmasını, öğrencinin toplam gelişimini ölçen ve değerlendirmeye alan bir sistemin geliştirilmesini, ortaöğretim meslek okullarına meslek öğretmeni yetiştiren yükseköğretim kurumlarından başlayarak mesleki eğitimin temelinin güçlendirilmesini, mesleki eğitimde özel sektörün yatırım yapmasını teşvik etmek için genel eğitime nazaran daha fazla teşvik unsurlarını uygulamaya koyulmasını, meslek standartlarının geliştirilmesini ve uygulamaya alınmasını, eğitim - istihdam dengesini sağlamak için uzun vadeli planlar hazırlanmasını içermektedir.

Bu kapsamda değişik yaş seviyelerine hitap eden değişik seviyelerde MTE uygulamaları bulunmaktadır. Örgün eğitim altında bulunan meslek ve teknik liselerde endüstrinin ihtiyaç duyduğu meslek alanlarında teorik ve uygulamalı eğitim yaptırılmaktadır. Mezun olanlar istihdam için hemen yanıt almada çeşitli zorluklar ile karşılaşmakta ve bunun sonucu olarak birçok öğrenci yükseköğretimi hedeflemektedirler.
Yaygın eğitimin alanında ise ilgili yasalar ile belirlenen içerik dahilinde aday çırakların eğitimi, çırakların eğitimi ve kalfaların eğitimi sağlanmaktadır. Bunun yanında, VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı ile AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı’nda ortak olarak ifade edilen amaçlar arasında MTE için hedefler tayin edilmiştir, [4]. Bunlardan bazıları; [5]

MTE’in bir sistem bütünlüğü içerisinde ele alınarak programlar arasında yatay ve dikey geçişlere olanak sağlanması gereği,
Modüler (eklemeli) eğitim programlarına ağırlık verilmesi ve bu modüllere göre belgelendirme (sertifikasyon) sistemine geçilmesi,
Sistem içerisinde yatay ve dikey geçişlerin sağlanması,
Meslekİ ve teknik ortaöğretimde çeşitli türde programların uygulanmasına olanak tanıyan bütünleşmiş bir yapı sağlanması, fiziki olanakların ortak kullanılması,
Yerel yönetimlerin katılım ve katkılarının sağlanması.

Eğitim – İstihdam Bağlantısı

Ülkemizde mesleki eğitim sistemi ile istihdam arasında fonksiyonel bağlantı mevcut değildir.

Meslek okulu öğrencilerinin iş hayatının yaşayan ve sürekli değişen ihtiyaçlarına göre bilgi ve beceri sahibi olma düzeyi yetersizdir.

Eğitimi sürdürülen mesleklerin, eğitim programlarının, eğitimcilerin ve ders materyallerinin işletmelerde işe girildiğinde karşılaşılan iş gereklerine tam olarak uygun olmadığı belirtilmektedir. Eğitim araçlarının ve öğretilen teknolojilerin genellikle eski olduğu da bildirilmektedir. Meslekİ eğitim okul mezunları işgücü piyasasının talep ettiği niteliklere tam anlamıyla sahip değilken; bir yanda işletmelerde nitelikli ara eleman açığı, diğer yanda mezunların işsizliği ya da başka alanlarda çalışmaları söz konusu olmaktadır, [6].

Küresel pazarda rekabet eden ülke ekonomilerinin nitelikli işgücü bakımından durumları incelenerek yapılan sıralamada, Türkiye’nin 60 ülke arasında 37.sırada olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, mesleki eğitim kurumlarına öğrenci talebi de arzu edilen düzeyde değildir, [7].

Meslekİ lisesi mezunları ise genellikle işletmelerde çalışmak yerine yüksek öğretime devam etmektedir. Sonuçta sanayi uluslararası rekabette nitelik sahibi ara insan gücünden yoksun kalırken, gençler mesleksiz şekilde üniversite diploması ile işsiz duruma düşmektedirler.

Türkiye, genç işsizliğinde dünya altıncısındadır. Bugün gençlerin dörtte birinden fazlası işsizdir ve bu oran sürekli artmaktadır. Bu bağlantısızlığın temel nedeni okul – işletme diyalog ve işbirliğinin yetersizliği ve sistemin işleyişinde işletmelere tanınan rolün zayıflığıdır.

Meslekİ eğitim sisteminin istihdama hizmet etmesi, sürekli yenilenmesi ve başarısı için her işletme bir “erken uyarı sistemi”dir. İşletmelerin ihtiyaçlarının dikkate alınması, MEB’in performansı açısından büyük öneme sahiptir. Bu bakımdan, sistemin işleyişinde işletmelerine daha güçlü rol verilmeli, işgücü ihtiyaçları dikkate alınmalıdır.

İşletmeler, merkezi ve yerel düzeyde, eğitimi verilen meslekler, eğitim programları ve dual eğitim alanlarında söz sahibi olmalıdır. MEB’in, mesleki eğitimi yeniden yapılandırma, teşkilatını reorganize etme ve müfredat düzenleme çalışmalarını sürdürdüğü bilinmektedir. Bu çalışmalara işletme kesimi temsilcilerinin katılmaları halinde ortak başarıya hizmet edilecektir. Öte yandan, işgücü piyasası sürekli ve düzenli olarak izlenerek işgücü ihtiyacı belirlenmeli, mesleki eğitim kurumları ve işletmelerdeki eğitim buna göre düzenlenmelidir. “İşgücü Piyasası Araştırma Sistemi” kurularak mesleki eğitimin yönlendirilmesinde faydanılmalıdır.

Gelecekte ön plana çıkacak meslekler için sistem şimdiden hazırlık yapmalıdır. Bilgi ve iletişim teknolojileri, nanoteknoloji, biyoteknolojiler gibi öncü ve ileri teknolojilere dayalı mesleklere uyum sağlanamadığı takdirde ülkemizin kalkınması frenlenecektir.

Temel Meslekİ Eğitimin Yapılandırılması

Temel mesleki eğitimin yeniden yapılandırılması gereklidir.
Temel mesleki eğitim iş hayatının talebi ile uyumlu olarak bir meslek alanında işe giriş için gerekli asgari mesleki davranışları kazandırmayı amaçlar. Temel mesleki eğitimde derinlik değil, mesleki genişlik esastır. Meslekİ derinlik bireyin bir dalda uzmanlaşmasını ifade etmektedir. Meslekİ uzmanlık eğitimi, çağdaş mesleki eğitim sistemlerinde ileri meslek eğitiminin işlevi olarak kabul edilmektedir. Bireyin bir dalda eğitimi bilimin ve teknolojinin hızlı değişmesine dayalı olarak istihdamda ve bireyin değişime uyumunda güçlükler yaratmaktadır. Bireyin bir meslek alanında temel mesleki yeterlilikleri kazanması ona istihdamda esneklik ve değişikliklere uyum gücü kazandırmaktadır, [8].

Temel mesleki eğitim, ortaöğretim (lise) kademesinde yaygın biçimde uygulanmaktadır. Ortaöğretim çağı gençliği, AB ülkelerinde ağırlıklı olarak temel mesleki eğitime yönlendirilmektedir. Türkiye’de de kalkınma planlarında, ortaöğretimin mesleki eğitim ağırlıklı olarak yapılandırılması hedeflenmiştir. Türkiye’nin uzun dönemli hedefi, ortaöğretim öğrencilerinin yüzde 35’inin genel liselerde, yüzde 65’inin ise meslek liselerinde öğrenim görmesidir. Günümüz Türk ortaöğretim sisteminde ise tam tersi bir durum söz konusudur, [9].

Ortaöğretim kademesinde genel ve mesleki eğitim kurumlarına devam eden öğrenci yüzdelerinde AB ülkeleri arasında anlamlı farklılıklar vardır. AB ülkeleri ortalaması, ortaöğretim kademesinde genel eğitim kurumlarında öğretim görenlerin yüzde 41, mesleki eğitim kurumlarında öğrenim görenlerin ise yüzde 59’luk bir ağırlığı olduğunu göstermektedir. AB ülkelerinde ortaöğretim kademesinde, mesleki eğitim ağırlıklı bir yapılandırma vardır.



Eğitim Programları

Milli Eğitim Bakanlığı merkez örgütünde ortaöğretim kademesinde mesleki eğitimden sorumlu üç Genel Müdürlüğe bağlı mesleki ve teknik liselerin uygulamakta oldukları eğitim programları “temel mesleki eğitim” yönünden incelendiğinde özetle aşağıdaki sonuçlara ulaşılmaktadır.

Eğitim programlarının tanımlanmasında uyumsuzluklar bulunmaktadır.
Programların bir kısmı temel mesleki eğitim özelliği göstermemektedir.
Meslek liseleri ve teknik liselerin uyguladığı programların bir kısmı birbirinin tekrarı niteliğindedir.
Ortaöğretim kademesinde uygulanacak mesleki eğitim programlarının günümüz ihtiyaçları dikkate alınarak yeniden yapılandırılması yararlı görülmektedir.
Ortaöğretim kademesinde meslek eğitimi, bir dal eğitimi değil, bir alan eğitimi olarak yapılandırılmalıdır.
Ortaöğretim kademesinde mesleki eğitim programlarının temel mesleki eğitime göre yapılandırılmasının işletmelerde beceri eğitimine de olumlu yansımaları olacaktır.
Halen çıraklık, mesleki, teknik ve lise sonrası eğitim kategorilerinde eğitimi sürdürülen meslek sayısı sistem bütünlüğü içinde günün ihtiyaçlarına göre azaltılarak rasyonalize edilmelidir.
Eğitim programları bilgi ve iletişim teknolojileri, yabancı diller, sorun çözme, karar verme, girişimcilik, ekip çalışması, yenilikçilik, yaratıcılık, toplam kalite gibi işletme beklentilerine cevap verecek unsurları da kapsamalıdır.
Meslekİ eğitimin 1.yılında uygulanan program, öğrencilere mesleklerini 2.yılın sonunda seçme şansı vermek için, aynı olmalıdır.
3. ve 4.yıllardaki programların belirli bir bölümü yerel ihtiyaçlara uygun olmalı ve okullar bunları sosyal tarafların danışmanlığı ile belirlemeye yetkili olmalıdır.
Açılacak bölümler de yerel ihtiyaç analizine dayanmalıdır.
Eğitim programları ve eğitim standartları, meslek standartlarıyla bağlantılı olarak Avrupa Birliği standartları dikkate alınarak belirlenmelidir.
Eğitim programları verimlilikleri açısından değerlendirilmeli, modüler ve esnek yapıda geliştirilmelidir. Bireyin yaratıcılık kapasitesini artırmak hedeflenmelidir.
Programların hazırlanmasında, belirlenecek çerçeveye göre, yerel ihtiyaçları karşılayabilecek program yapısı esas olmalıdır. Modüler ve kredilendirmeye dayalı program yapısı ile dikey ve yatay geçişlerde gerekli esneklik sağlanmalıdır.

Meslekİ Yöneltme ve İşgücü Talebi

Bireyin yaptığı işin onun ekonomik, sosyal ve psikolojik durumuna anlamlı etkileri olmaktadır. Bireyin ilgi ve yetenekleri ile işin gerektirdiği özellikler arasındaki uyum, bireyin işe karşı motivasyonunda ve işdeki başarısında da etkili olan faktördür. Meslek seçiminin isabetli olması bireyin kendi ilgi ve yetenekleri ile işin gerektirdiği nitelikleri tanıması ile mümkündür. Bireyin ilgi ve yeteneklerinin belirginleşmesi için zorunlu eğitim süresi uzatılmakta, bireye kazandırılan eğitsel yaşantı zenginleştirilmekte, programlarda seçmeli derslere yer verilmekte, rehberlik hizmetleri güçlendirilmekte ve yaygınlaştırılmaktadır.
Ülkemizde mesleki yönlendirme, ilköğretimin ikinci devresinde (6-8 sınıflar) başlamakla birlikte, bu dönemde uygulanan eğitim programları mesleki yönlendirme yönünden yeterli değildir. Rehberlik hizmetleri de bireye isabetli meslek seçimi yapması yönünden yetersiz kalmaktadır.

Meslekİ eğitimin geliştirilmesi ve bu okullara gidecek öğrencilerin bilinçli bir şekilde seçim yapabilmeleri için mesleki rehberlik ve danışmanlık hizmetleri geliştirilmelidir.

İşgücü arzı ile işgücü talebi arasındaki niteliksel uyuşmazlık devam etmektedir.

Meslekİ ve teknik eğitim kurumlarının etkinliği, yetiştirdiği becerili ve teknik işgücünün, işgücü piyasasının talepleriyle nitelik ve nicelik yönünden uygunluğu ile orantılıdır. İşgücü piyasasının işgücü talebi ekonomik ve teknolojik gelişmelere göre değişmektedir. Bu nedenle işgücü piyasası işgücü talebinin sürekli ve düzenli olarak izlenmesi gerekmektedir. İşgücü piyasası teriminden yalnızca Ülkemiz işgücü piyasası anlaşılmamalıdır. İşgücü piyasası analizinde AB, bölgemiz ve dünya işgücü piyasasındaki gelişmelerin de dikkate alınması gerekmektedir.

Örgün ve yaygın mesleki ve teknik eğitim kurumlarında uygulanan eğitim programları, bu programlarla yetiştirilen becerili ve teknik işgücü ile işgücü piyasasının ihtiyaçları arasında nitelik ve nicelik yönünden bir uyum görülmemektedir. Bu durumun genelde mesleki eğitime olumsuz etkileri olmaktadır. İşletmelerde beceri eğitimi de belirtilen durumdan olumsuz yönde etkilenmektedir. Hangi mesleklerin hangi seviyede yetişkinlik gerektirdiği, eğitim talebinin örgün ve yaygın hangi eğitim kurumlarında etkili olarak karşılanabileceği belirlenmelidir. Bu durum uygulanan mesleki ve teknik eğitim programlarının yeniden tanımlanmasını gerektirecektir.

Yaşam boyu eğitim kapsamında yetişkin eğitimine önem verilmeli ve AB ülkelerinde olduğu gibi çeşitli teşvik unsurları ile teknolojik gelişmeye uygun işgücü eğitimlerine öncelik tanınmalıdır. Meslek eğitiminin karar, uygulama ve denetleme aşamalarında iş dünyası, sendikalar, meslek kuruluşları ve gönüllü kuruluşların etkin katılımı sağlanmalıdır. Beceri eğitimi ve iş deneyimlerinin önce meslek kurslarında, sonra da yakın işbirliği ile işletmelerde kazandırılması esas alınmalıdır. Bu koordinasyon sonucunda gerçekleşen eğitim ve istihdam bağlantısı yasal olarak da kurulmalıdır.

Meslekİ Eğitim ve Öğretim misyonu

A. Meslekİ eğitim reformunun gerçekleştirilebilmesi için devletin farklı kademelerinde ve toplum kesimlerinden çok ciddi anlamda bir destek vardır. Zira 2 yıl süreyle sosyal ortaklar konu ile ilgili olarak bilgilendirilmişlerdir. 01/09/2004 tarihinde İstanbul Conrad otelde yapılan toplantıda; TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, TESK, DİSK, TÜSİAD, TOBB temsilcileri projeyi desteklediklerini deklere etmişlerdir.

B. Reform, kısa vadeli çözüm önerilerini içeren bir çalışma olmaktan ziyade uzun vadede hem ülkemizdeki istihdamı artırma hem de sosyal ortakların kalifiye elemana sahip olmasını amaçlamaktadır. Dolayısı ile Ülke ekonomisine ciddi katkılar sağlayacaktır.


C. MEB Meslekİ eğitim için öngördüğü genel görev; iyi yetişmiş, kendisini geliştirebilen AB normlarına uygun insan gücüne sahip olmak.

1. Meslekİ eğitim reformunun gerçekleşebilmesi için devletin farklı kademelerinde ve toplum kesimlerinde siyasi irade mevcuttur, ancak bağımsız bir çok birimde çalışma yapıldığı için organizasyon bozukluğu mevcuttur. Bu organizasyon bozukluğunun giderilmesi, faaliyetlerin bir kanaldan yönlendirilmesi hem zaman kaybını hem de faaliyetlerdeki dublikasyonu önleyecektir.

2. Meslekİ Eğitim ve Öğretim Reformu ve beraberindeki mevzuat aşağıdakiler için gereklidir:

· Ekonomik yapılanmayı kolaylaştırmaya yönelik bir görüş ile;
· İş piyasasının gelişimine uygun biçimde.;
· Meslekİ öğretimi Avrupa Birliği ülkeleri düzeylerine çıkartmak;
· Demokratik bir toplumun taleplerine uymak.

3. AB eğilimleri ile uyum içinde olabilmek için sistem aşağıdakileri gerektirmektedir:

· Vasıflı işçiden esneklik ve uyum;
· Pedagojiye öğrenci çıktısına dayanan bir yaklaşım;
· Birden fazla beceri sahibi uzmanların eğitimi;
· İlk yıllar için entegre ve mesleki hazırlık yaklaşımı;
· Alan becerileri ve/veya temel becerilerin başlatılması;
· Değerlendirmeye ilişkin girdi felsefesinden, çıktı felsefesine kayış;
eğitim ve girişimler arasında daha yakın bir ilişki;

4. Yaşam boyu öğrenme, genel eğitim ve mesleki eğitim mevzuatı arasındaki tamamlayıcı önlemlerin alınması için;
-Yaşam boyu öğrenim ve meslekİ eğitimin istihdama katkısı,uygulanabilirliği ve girişimciliği artırmak, fırsat eşitliğini güçlendirmek ,
-Sadece teknolojik değişimden dolayı değil, fakat aynı zamanda yaş piramidinde aktif olarak çalışan kişilerin sayısındaki azalmanın bir sonucu olarak, her yaştan ve meslekten kişiler için yaşam boyu öğrenim sağlanması gerekliliği,
-Yaşam boyu öğrenim ve meslekİ eğitim hedefine ulaşma yeteneğinde bir Avrupa eğitim alanı oluşturmak,
-Öğrenen toplumun doğuşu için yeni bilgi edinilmesinin teşvik edilmesi ve bu amaçla her fırsatta öğrenmek için özendiriciliğin sağlanması, Avrupa Birliğinde insanlar için hareketliliğin ve rekabet gücünün ortaya koyduğu avantajların değerlendirilmesi,
-Bu program çerçevesindeki etkinliklerin yaşam boyu öğrenimi teşvik etmeye yönelik olarak meslekİ eğitim sistemleri ve uygulamalarında kaliteyi geliştirme, yenileşmeyi teşvik etme,
-Meslekİ Eğitimde uygulanan eylemler ve AB ülkeleri arasında bir uyum ve tamamlayıcılık sağlanması,
-İstihdam yaratılması ve korunmasında, eğitimin geliştirilmesinde oynadıkları rol dikkate alınarak, küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ’ ler ) ve zanaat sektörünün mesleki eğitime yakından katılmaları,
5. Meslekİ eğitim alanında, uluslararası işbirliği yoluyla Avrupa alanında meslekİ eğitimin standartlarını geliştirmeyi, küresel değişimler karşısında değişen iş koşullarına meslekİ eğitim yoluyla ayak uydurmak için;
• Özellikle gençlerin beceri ve kapasitelerinin geliştirilmesine destek verilmesi, işe yönelik meslekİ ve çıraklık eğitiminin sağlanması.
• Meslekİ eğitimin kalitesinin ve erişim imkânlarının daha iyi düzeye getirilmesi, yaşam boyu bilgi ve beceri kazanımının sürdürülmesi.
• Meslekİ eğitimin yenilik sürecine katkının teşvik edilmesi ve desteklenmesi, bu kapsamda rekabetçiliğin ve girişimciliğin artırılması.
• Eğitim ya da hizmete yönelik eğitim kurumları ile işletmeler arasında daha yakın ilişkilerin gerçekleşmesini hızlandırmak,
• İşsizlikle mücadele etmek,
Yeni yetenekler kazandırmak,
• İnsan kaynaklarına yatırımın gelişmesine yardımcı olmak,
yönelik başarıyı genelleştirmek.

İş Piyasasının Meslekİ Eğitimin Gelişmesindeki Yeri

Ülkemizde verilen mesleki eğitimin, iş piyasasının beklenti ve ihtiyaçlarını tam olarak karşılamadığı bilinmektedir. Meslek standartları, Sınav ve Belgelendirme sistemi iş piyasasının ihtiyaç ve beklentilerine göre iş hayatının eğitimden neler beklediği konusunda yol göstermektedir. Sistemin uygulamaya geçirilmesi ile eğitim sistemi bu belgeyi esas alarak piyasanın beklentilerini sağlayacak kalifiye eleman yetiştirecektir ve istihdam eğitim ilişkisini güçlendirecektir. Söz konusu sistem hayata geçirilemezse bu fırsatlar kaçacaktır.

1. Meslek Standartlarının belirlenmesinde yapılmasında ve iş piyasasının analizinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından yardım alınmalıdır. Çünkü; Meslek Standartları, Sınav ve Belgelendirme Sistemi, işverenler açısından düşünüldüğünde, işverenlerin istihdam edecekleri kişilerin beceri ve bilgilerinin yeterliliklerinin ne olduğunu bilmelerini ve kendilerine en uygun kişinin seçiminde, ücretlendirilmesinde ve yükselmesinde isabetli karar verebilmelerini sağlayacaktır. Bu sistem, iş arayanlara ise mesleki yeterliklerini, bilgi ve becerilerini zorlanmadan ispatlayabilme fırsatı verecektir.

2. Ayrıca herhangi bir eğitim almadan çalışarak beceri kazananların büyük bölümü sahip oldukları becerileri belgelendirememekte, bu kişilere verilen belgeler başka kurumlarca kabul görmemektedir. Meslek Standartları, Sınav ve Belgelendirme Sistemi ile bu sorun ortadan kalkacaktır. İş piyasası, insan gücü ve eğitim köprüsünü kuran bu sistemin yasalaşmaması tüm bunlardan her iki tarafın da yararlanamamasına neden olmaktadır.

3. Meslek sektörlerini Sanayi ve Ticaret Odaları belirlemektedir. Dolayısı ile Meslek sektörleri sınıflandırma bilgileri TOBB yardımıyla belirlenmelidir.

4. Dünya’da ve AB’de muhtemel yeni meslekler göz önünde bulundurulmalıdır.


5. Meslek ve Eğitim Standartları birbirleri ile ilişkilendirilmelidir.
5.1.Standartların geliştirilmesi, gözden geçirilmesi, revize edilmesi ve akreditasyon organlarının çalışma yeri standartları geliştirmesi,
5.2.Standart belirleme organları tarafından geliştirilen, revize edilen standartların akredite edilmesi.
5.3.Eğitim Standartları, öğretim proğramının değerlendirilebilir sonuçlara ve birimlere dönüştürülmesi ve bunların yeterliliklerde birleştirilmesi.
5.4.Meslekİ eğitim ve öğretim sağlayacak ve/veya öğrencileri değerlendirecek kurumların onaylanması ve kalite güvence süreçlerinin işletilmesi.

6. Yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde iş piyasasının ihtiyaçları ve eğitim analizleri ile ilgili yöntemler ve döngüsel yaklaşımlar uygun kurumların ve gelecekte yapılacakların kurulması ile güçlendirilmelidir.

7. Meslekİ ihtiyaçlar ve eğitim ihtiyaçları konusunda sürekli girdi sağlamak amacı ile, sosyal ortakların katılımcı bir şekilde dahil edilmesi, yerel, bölgesel ve ulusal düzeydeki uygun üç taraflı örgütler ve gelecekte yapılacak işler tarafından güçlendirilmelidir.

8. Okulların kapasitelerinin, yerel girişimler ve yerel topluluk ile yanıt veren ilişkilerin sağlanması için geliştirilmesi gerekmektedir (mevzuat, örgütsel gelişim, girişimsel kapasite ve eğitim aracılığıyla).

9. Sosyal ortakların katılımı için yerelleşmeye gidilmelidir.

İnsanın yeteneklerine duyulan ihtiyacın artması eğitimin bireyselleşmesine neden olmuştur. İnsan hakları ve demokrasinin gelişmesi eğitimde yerelleşme ve özelleşmeyi gündeme getirmiştir. Bu gelişmeler sonucu eğitim sisteminin yeni yapı kazanması ve yeni değerler yüklenmesi zorunlu hale gelmiştir. Ancak, Türkiye’de şimdiye kadar eğitim sisteminde yapılan değişmeler sorunun köküne inmekten uzak kalmıştır.

Merkezi Yönetimden her şeyi beklemek doğru değildir. Merkezi yönetimin bizim için neler yapabileceğini beklemek yerine, sistem için neler yapacağımız önerilerini geliştirmemiz gerekmektedir. Eğitim yöneticileri eğitimin kalitesini yükseltmek için çaba sarf ettiklerinde mevzuatın o kadar da engel olmadığını göreceklerdir.

Meslekİ eğitim ve öğretim sisteminin yerelleştirilmesi bağlamında; Müdürün, yönetim ekibine karşı tümüyle sorumlu olmasını sağlama hedefi doğrultusunda, mesleki eğitim kurumlarında yönetimin güçlendirilmesi için bir adım daha ileri gitmek gerekmektedir. Bu tür bir güçlendirme, bu ekibin oluşumuna ilgili yerel yönetim temsilcilerinin ve sosyal ortaklarla meslek kuruluşlarının temsilcilerinin dahil edilmesi ile sağlanabilir. Aynı zamanda, mesleki eğitim kurumlarına veya çıraklık merkezlerine ilgi duyan kişiler de bu ekibe davet edilebilirler.

Devlet, yani Merkezi İdare, Bölgeler ve şirketler, sürekli meslekİ eğitim için ana aktörlerdir. Devlet ve Bölgelerin özellikle kamu yönetiminin yerelleşmesi ile ilgili olan yeterlikleri yasalar tarafından belirlenmelidir.

Bölgeler, sürekli mesleki eğitim alanında geniş kapsamlı yeterliğe sahip olmalı. Devlet, kamunun istihdam konusundaki sıkıntıları nedeniyle müdahele edebilmeli. Aynı zamanda, profesyonel sektörle anlaşmaları ve şirketlerin de sürekli mesleki eğitim bölgesindeki yatırımlarını teşvik etmelidir.

Devletin finansman rolü ile uyumlu olarak, tekelciliğini ve ayrıntılı örgüt denetimini ve Meslekİ Eğitim ve Öğretimin denetim ve değerlendirmesini bırakması gerekmektedir;
Yönetim ve kontrol sorumluluğu sadece bakanlıklar arasında değil aynı zamanda bölgesel ve yerel makamlar ve okullar ile de paylaşılmalıdır;
Yönetimde bölgesel ve yöresel destek sağlanmalıdır.
Yönetim yetkilerinin verilmesi, Meslekİ Eğitim ve Öğretim için merkeziyetçilikten uzak (ve kısmen özelleştirilmiş) bir kaynak tahsisi ile birleştirilmelidir; Maliye ve Ekonomi Bakanlıkları, eğer asıl kurucular değillerse, kapsamlı müdahale yetkisine sahip olamazlar.
Yönetim standart ve katı olmaktan çok esnek ve akıcı olmalıdır.
Merkezİ fonların belirli bir yüzdesi bunların etkin kullanımından sorumlu ve mesul kılınmış bölgelere yeniden dağıtılmalıdır;
Bölgesel makamların fon toplama yetkileri fon sağlama sorumluluklarının Devlet ile paylaşılması amacı ile oluşturulmalı ve seferber edilmelidir.;
Okulların hem gelir oluşturma sorumluluklarının, hem de yerel piyasa ve girişimlere yanıt verebilme ihtiyaçlarının ışığında daha özerk hale gelmeleri için düzenleyici bir çerçevenin mevcut olması gerekmektedir.
Desantralizasyon ve farklılaşmanın ışığında, ulusal düzeyde, öğretme yeterliliklerinden inşaat alanı kriterlerine kadar sistemin tamamı için yeterliliklerin şeffaflığı ve performans göstergelerinin uygulanmasına ilişkin olarak MEB’in bir yönetim rolüne sahip olması gerekmektedir;
Yasamaya ilişkin ve örgütsel sonuçlarının, hükümet tarafından ve örn. kamu sektörü/bakanlıklar ve okul yönetimi gibi bağış sahipleri tarafından idare edilen idare ve yönetim gelişimi ile desteklenmesi gerekmektedir.

Kaynaklar

[1]- Bülbül, H. İ., 1998, Meslekİ ve Teknik Eğitimde öğretim stratejileri ve Yeni teknolojilere entegrasyonu, 16. Milli Eğitim Şurası Hazırlık Dokümanı. 27-32, Ankara.

2- Senemoğlu, N., Gelişim Öğrenme ve Öğretim Kurama olan Uygulamaya. Spot Matbaacılık, Ankara 1997.

3- Özçiftçi,A, ve diğerleri., Yükseköğretin Öncesi Meslekİ Ve Teknik Eğitim İçin Öneriler, MEGEP , Bildiriler, 24 Ocak 2004, Ankara

4- Çelik, S., 2003, Ülkemiz Meslekİ ve Teknik Eğitiminde Dış Kaynaklı Proje Uygulamaları.

5- Kadı, İ., Borat, O., 1998, Türk Eğitim Sisteminin Genel Durumu ve Eğilimler, 16. Milli Eğitim Şurası Hazırlık Dokümanı. 1-12, Ankara.

6- “Meslekİ Eğitim Sistemimiz ve İşletmelerdeki Beceri Eğitimi: Sorunlar ve Çözüm Önerileri” Raporu, TİSK 3 Eylül 2004, s.14.,Ankara

7- Uluslar arası Yönetim Geliştirme Merkezi, Dünya Rekabet Yıllığı, 2004(IMD)


8- “Meslekİ Eğitim Sistemimiz ve İşletmelerdeki Beceri Eğitimi: Sorunlar ve Çözüm Önerileri” Raporu, TİSK 3 Eylül 2004, s.14.,Ankara


9- Eurostat, Young’s People’s Training, Key Data On Vocational Training İn The European Union, p.26