MESLEKİ TEKNİK EĞİTİMDE POLİTİKA VE STRATEJİLER
Muhittin Şimşek* ve İhsan GÖK**
Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi, 34722 İstanbul
*Prof. Dr.,
simsek@marmara.edu.tr , **Prof. Dr. ,
ihsangok@marmara.edu.tr Giriş
Son zamanlarda kulağa hoş gelen birçok kelime ya da kelime grupları ağızlardan düşmüyor. Her konuşma da muhakkak bu kelimelere yer verilir. Bu kelimeler genelde, tercümedir ama, kafiyelidirler de. Vizyon, Misyon, Delegasyon, Koordinasyon, Motivasyon vs. Bu kavramlar, gerçektende modern işletme biliminde ciddi yeri olan kavramlardır. Kullanılmalıdır. Ama içi doldurularak, gereği yapılarak, alt yapısı hazır edilerek. Aksi taktirde slogan olmaktan öteye gidemezler.
Eğer bu kavramların içi doldurulmaz ve alt yapısı oluşturulmazsa gerçek anlamda fonksiyon ifa edemez. Bugün bir çok şirketimizin duvarlarını süsleyen, “Vizyonumuz..., Misyonumuz..., “ yazıları da böyledir.
Vizyon, bir hedefin gerçekleşmesi öngörüsüdür. Ancak misyonsuz vizyon, çok fazla bir anlam ifade etmemektedir. Yani yetki paralelinde sorumluluk verilmesi ve gerçekleşecek hedefin gereğinin yapılmasıdır.
Politika ve Strateji kavramları da böyledir. Kanaatimce vizyon-misyon ilişkisi, politika ve strateji arasında da böyle bir ilişki vardır. Politika iyi güzel de, eğer strateji olmazsa bir anlam ifade etmeyecektir. Meslekİ ve teknik eğitimde politika ve strateji olgusuna bu açıdan bakmak istiyorum.
Günümüzde ülkelerin kalkınmasında öne çıkan üretim etkenleri, bilim, teknoloji ve yetişmiş insan gücü olarak sayılmaktadır. Bunların içinde yetişmiş insan gücü diğerlerine mutlak katkıyı sağlayacak bir konumda bulunmaktadır. Ülkeler gelişmeleri için uygun bir süreç içerisinde bu güç için Meslekİ Teknik Eğitime (MTE) yatırım yapmak veya bu gücü ülke dışından ithal etmek durumundadırlar. Kalifiye insan gücü ithali pahalı olmakta, ülke menfaatleri için de çeşitli güçlükleri de beraberinde getirmektedir. Ülke insanına yapılacak yatırım burada en doğru seçenek olmaktadır. Sadece bununla kalınmayıp geliştirilecek uygun politika ve müeyyideler ile bu yetişmiş insan gücünün ilgili alanlarda da değerlendirmeleri gerekmektedir.Yetiştirilmiş fakat çeşitli sebeplerden dolayı etkin olarak kullanılamayan bu güç için yapılan yatırımın ülke için bir katma değeri bulunmayacaktır.
Türkiye, AB’ye tam üyelik için MTE ile ilgili mevzuata uyum sağlama zorunluluğunu kabul etmiştir. VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı ile AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı ile bunu amaçlar arasında belirtmiştir. AB ülkelerindeki MTE uygulamaları ile ülkemiz uygulamalarının entegrasyonunun sağlanması, bunun sonucu olarak da AB müktesebatının bir parçası olan yetişmiş insan gücünün artışı da gerçekleştirilmiş olacaktır.
MTE’nin verilmesi için stratejiler
MTE, hayatın her alanında ihtiyaç duyulan mesleklere kalifiye elemanın yetiştirilmesi için verilen bilgi ve becerilerin eğitimidir. Teknolojinin her geçen gün önemli derecede geliştiği dikkate alınırsa MTE’de verilen eğitim, ülkelerin çağın gereksinimleri ile bağıntılı ihtiyaç duydukları elemanları güncel bilgi ile donatmaları şeklinde olmalıdır. Gelişen teknoloji ve artan bilgi dikkate alınarak verilecek eğitim, içerik ve becerinin verilme yaklaşımlarını da beraberinde getirmektedir, [1].
AB geliştirdiği ve üye ülkelerin uygulaması için belirilen meslek eğitimi standartlarında; herkes için uygun ve yeterli meslekİ eğitim sağlayacak koşulların hazırlanmasını, tüm sektörlerde ihtiyaç duyulan iş gücünün yetiştirilmesi için imkânlar oluşturulmasını ve yeni teknolojilere uygun beceriler edinilmesinin sağlanması ve bu alanda üye devletlerle iş birliği yapılmasını şart koşmaktadır, [2]. Görüldüğü gibi burada öne çıkan devletin MTE için sağlayacağı koşullar yanında bunu tüm sektörlerdeki ilgili iş gücü ihtiyacı ile de ilişkilendirmektedir. AB üyesi ülkeler incelendiğinde MTE’de farklı uygulamalar bulunduğu görülmektedir. Bunların başında Almanya’da bulunan teorik ve uygulamalı eğitim programlarının birleştirildiği İkili Sistemdir. İşletmede verilen uygulama ve bir meslek okulunda alınan teorik eğitim sayesinde eğitim ve istihdam arasında bir bağ kurulmuştur. Bu alanda eğitimini devam ettirecek olanların istihdamı kolaylıkla sağlanabilmektedir. Bu alanda eğitimi tamamlayanlar ise yüksek teknik okullar veya üniversitelere yönlenmektedirler. Almanya’da vasıflı işçi statüsünde olanların % 90’ı bir meslek diploması ya da sertifikaya sahiptir.
Fransız eğitim sisteminde, genel ve teknik eğitim aynı yapı içerisinde ele alınmaktadır. Ortaokul eğitiminin ilk iki yılın bitiminden sonra genel eğitime ya da teknik ve meslekİ eğitime devam imkanlarını, genel eğitimlerini sürdürerek lise diploması almak ve yüksek öğretime geçmek seçenekleri izler. Lise eğitiminde bunların dışında kalanlar ise 2 yıllık meslekİ eğitim görerek, temel meslekİ eğitim sertifikası veya çıraklık meslek sertifikası almaktadırlar. Diğer seçenekleri de içeren bu sistemde dikkate değer unsur alınan diploma veya sertifikaların mezunlara bir yeterlilik sağlandığının kanıtlanmasından başka büro açmak, endüstride istihdamı için aranan bir belge oluşturmasıdır, [3].
İngiltere’de orta öğretim de İleri Eğitim Kolejleri meslekİ eğitim sunmaktadır. Üçüncü Kademe Kolejleri ise meslekİ ve genel eğitimin bir arada olduğu kurumlardır. Burada öğrencilerin niteliklerine göre düzenlemeler yapılmakta ve İleri Seviyede Genel Eğitim Sertifikası, Genel Ulusal Meslekİ Nitelikler ve Ulusal Meslekİ Nitelikler gibi sertifikalar verilerek adaylardan özel meslekler için bazı zorunlu yeteneklerin gösterilmesi istenmektedir. Türkiye’de bulunmayan bu sertifika programları için yapılan değerlendirmelerin neticesinde elde edilen yeterlilikler ve belgeleri istihdamda arananlar olarak karşılarına çıkmaktadır. İspanya iki model uygulamaktadır; kısa ve uzun süreli mesleki eğitim. Kısa süreli mesleki eğitimde genel orta öğretime devam etmeyen öğrenciler eğitilmekte ve iki yılda tamamlanarak teknik asistan diploması almaktadırlar. Uzun süreli eğitimde ise belli bir alanda uzmanlık için eğitim sağlanmaktadır. Bu eğitim kısa süreli eğitime ek olarak üç yıl sonunda tamamlanarak uzman teknisyen unvanını verilmektedir. Burada mesleki eğitimin amaçlarından birisi uzmanlık derecesinde eğitim almış insan gücünün oluşturulması olarak ifade edilmektedir. Yunanistan’da mesleki eğitimi seçen öğrencilerin sayısı az olmasına karşın, ilgili düzenlemeler sosyal tarafların ulusal meslekİ eğitim politikası danışmanlık konseylerine ve meslekİ eğitime ilişkin araştırma faaliyetlerine katılmalarını sağlamaktadır. Bu taraflar sertifikalandırma komitelerine de katılmaktadır. İlgili taraflar arasında entegrasyon sağlanmaktadır.
Türkiye’nin MTE uygulamaları
Ülkemizdeki MTE sistemi amaç olarak, öğrencinin iş hayatına atılacağı çağa göre entegrasyonunu, yönlendirme ve rehberlik uygulamasına işlerlik kazandırılmasını, öğrencinin toplam gelişimini ölçen ve değerlendirmeye alan bir sistemin geliştirilmesini, ortaöğretim meslek okullarına meslek öğretmeni yetiştiren yükseköğretim kurumlarından başlayarak mesleki eğitimin temelinin güçlendirilmesini, mesleki eğitimde özel sektörün yatırım yapmasını teşvik etmek için genel eğitime nazaran daha fazla teşvik unsurlarını uygulamaya koyulmasını, meslek standartlarının geliştirilmesini ve uygulamaya alınmasını, eğitim - istihdam dengesini sağlamak için uzun vadeli planlar hazırlanmasını içermektedir.
Bu kapsamda değişik yaş seviyelerine hitap eden değişik seviyelerde MTE uygulamaları bulunmaktadır. Örgün eğitim altında bulunan meslek ve teknik liselerde endüstrinin ihtiyaç duyduğu meslek alanlarında teorik ve uygulamalı eğitim yaptırılmaktadır. Mezun olanlar istihdam için hemen yanıt almada çeşitli zorluklar ile karşılaşmakta ve bunun sonucu olarak birçok öğrenci yükseköğretimi hedeflemektedirler.
Yaygın eğitimin alanında ise ilgili yasalar ile belirlenen içerik dahilinde aday çırakların eğitimi, çırakların eğitimi ve kalfaların eğitimi sağlanmaktadır. Bunun yanında, VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı ile AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı’nda ortak olarak ifade edilen amaçlar arasında MTE için hedefler tayin edilmiştir, [4]. Bunlardan bazıları; [5]
MTE’in bir sistem bütünlüğü içerisinde ele alınarak programlar arasında yatay ve dikey geçişlere olanak sağlanması gereği,
Modüler (eklemeli) eğitim programlarına ağırlık verilmesi ve bu modüllere göre belgelendirme (sertifikasyon) sistemine geçilmesi,
Sistem içerisinde yatay ve dikey geçişlerin sağlanması,
Meslekİ ve teknik ortaöğretimde çeşitli türde programların uygulanmasına olanak tanıyan bütünleşmiş bir yapı sağlanması, fiziki olanakların ortak kullanılması,
Yerel yönetimlerin katılım ve katkılarının sağlanması.
Eğitim – İstihdam Bağlantısı
Ülkemizde mesleki eğitim sistemi ile istihdam arasında fonksiyonel bağlantı mevcut değildir.
Meslek okulu öğrencilerinin iş hayatının yaşayan ve sürekli değişen ihtiyaçlarına göre bilgi ve beceri sahibi olma düzeyi yetersizdir.
Eğitimi sürdürülen mesleklerin, eğitim programlarının, eğitimcilerin ve ders materyallerinin işletmelerde işe girildiğinde karşılaşılan iş gereklerine tam olarak uygun olmadığı belirtilmektedir. Eğitim araçlarının ve öğretilen teknolojilerin genellikle eski olduğu da bildirilmektedir. Meslekİ eğitim okul mezunları işgücü piyasasının talep ettiği niteliklere tam anlamıyla sahip değilken; bir yanda işletmelerde nitelikli ara eleman açığı, diğer yanda mezunların işsizliği ya da başka alanlarda çalışmaları söz konusu olmaktadır, [6].
Küresel pazarda rekabet eden ülke ekonomilerinin nitelikli işgücü bakımından durumları incelenerek yapılan sıralamada, Türkiye’nin 60 ülke arasında 37.sırada olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, mesleki eğitim kurumlarına öğrenci talebi de arzu edilen düzeyde değildir, [7].
Meslekİ lisesi mezunları ise genellikle işletmelerde çalışmak yerine yüksek öğretime devam etmektedir. Sonuçta sanayi uluslararası rekabette nitelik sahibi ara insan gücünden yoksun kalırken, gençler mesleksiz şekilde üniversite diploması ile işsiz duruma düşmektedirler.
Türkiye, genç işsizliğinde dünya altıncısındadır. Bugün gençlerin dörtte birinden fazlası işsizdir ve bu oran sürekli artmaktadır. Bu bağlantısızlığın temel nedeni okul – işletme diyalog ve işbirliğinin yetersizliği ve sistemin işleyişinde işletmelere tanınan rolün zayıflığıdır.
Meslekİ eğitim sisteminin istihdama hizmet etmesi, sürekli yenilenmesi ve başarısı için her işletme bir “erken uyarı sistemi”dir. İşletmelerin ihtiyaçlarının dikkate alınması, MEB’in performansı açısından büyük öneme sahiptir. Bu bakımdan, sistemin işleyişinde işletmelerine daha güçlü rol verilmeli, işgücü ihtiyaçları dikkate alınmalıdır.
İşletmeler, merkezi ve yerel düzeyde, eğitimi verilen meslekler, eğitim programları ve dual eğitim alanlarında söz sahibi olmalıdır. MEB’in, mesleki eğitimi yeniden yapılandırma, teşkilatını reorganize etme ve müfredat düzenleme çalışmalarını sürdürdüğü bilinmektedir. Bu çalışmalara işletme kesimi temsilcilerinin katılmaları halinde ortak başarıya hizmet edilecektir. Öte yandan, işgücü piyasası sürekli ve düzenli olarak izlenerek işgücü ihtiyacı belirlenmeli, mesleki eğitim kurumları ve işletmelerdeki eğitim buna göre düzenlenmelidir. “İşgücü Piyasası Araştırma Sistemi” kurularak mesleki eğitimin yönlendirilmesinde faydanılmalıdır.
Gelecekte ön plana çıkacak meslekler için sistem şimdiden hazırlık yapmalıdır. Bilgi ve iletişim teknolojileri, nanoteknoloji, biyoteknolojiler gibi öncü ve ileri teknolojilere dayalı mesleklere uyum sağlanamadığı takdirde ülkemizin kalkınması frenlenecektir.
Temel Meslekİ Eğitimin Yapılandırılması
Temel mesleki eğitimin yeniden yapılandırılması gereklidir.
Temel mesleki eğitim iş hayatının talebi ile uyumlu olarak bir meslek alanında işe giriş için gerekli asgari mesleki davranışları kazandırmayı amaçlar. Temel mesleki eğitimde derinlik değil, mesleki genişlik esastır. Meslekİ derinlik bireyin bir dalda uzmanlaşmasını ifade etmektedir. Meslekİ uzmanlık eğitimi, çağdaş mesleki eğitim sistemlerinde ileri meslek eğitiminin işlevi olarak kabul edilmektedir. Bireyin bir dalda eğitimi bilimin ve teknolojinin hızlı değişmesine dayalı olarak istihdamda ve bireyin değişime uyumunda güçlükler yaratmaktadır. Bireyin bir meslek alanında temel mesleki yeterlilikleri kazanması ona istihdamda esneklik ve değişikliklere uyum gücü kazandırmaktadır, [8].
Temel mesleki eğitim, ortaöğretim (lise) kademesinde yaygın biçimde uygulanmaktadır. Ortaöğretim çağı gençliği, AB ülkelerinde ağırlıklı olarak temel mesleki eğitime yönlendirilmektedir. Türkiye’de de kalkınma planlarında, ortaöğretimin mesleki eğitim ağırlıklı olarak yapılandırılması hedeflenmiştir. Türkiye’nin uzun dönemli hedefi, ortaöğretim öğrencilerinin yüzde 35’inin genel liselerde, yüzde 65’inin ise meslek liselerinde öğrenim görmesidir. Günümüz Türk ortaöğretim sisteminde ise tam tersi bir durum söz konusudur, [9].
Ortaöğretim kademesinde genel ve mesleki eğitim kurumlarına devam eden öğrenci yüzdelerinde AB ülkeleri arasında anlamlı farklılıklar vardır. AB ülkeleri ortalaması, ortaöğretim kademesinde genel eğitim kurumlarında öğretim görenlerin yüzde 41, mesleki eğitim kurumlarında öğrenim görenlerin ise yüzde 59’luk bir ağırlığı olduğunu göstermektedir. AB ülkelerinde ortaöğretim kademesinde, mesleki eğitim ağırlıklı bir yapılandırma vardır.
Eğitim Programları
Milli Eğitim Bakanlığı merkez örgütünde ortaöğretim kademesinde mesleki eğitimden sorumlu üç Genel Müdürlüğe bağlı mesleki ve teknik liselerin uygulamakta oldukları eğitim programları “temel mesleki eğitim” yönünden incelendiğinde özetle aşağıdaki sonuçlara ulaşılmaktadır.
Eğitim programlarının tanımlanmasında uyumsuzluklar bulunmaktadır.
Programların bir kısmı temel mesleki eğitim özelliği göstermemektedir.
Meslek liseleri ve teknik liselerin uyguladığı programların bir kısmı birbirinin tekrarı niteliğindedir.
Ortaöğretim kademesinde uygulanacak mesleki eğitim programlarının günümüz ihtiyaçları dikkate alınarak yeniden yapılandırılması yararlı görülmektedir.
Ortaöğretim kademesinde meslek eğitimi, bir dal eğitimi değil, bir alan eğitimi olarak yapılandırılmalıdır.
Ortaöğretim kademesinde mesleki eğitim programlarının temel mesleki eğitime göre yapılandırılmasının işletmelerde beceri eğitimine de olumlu yansımaları olacaktır.
Halen çıraklık, mesleki, teknik ve lise sonrası eğitim kategorilerinde eğitimi sürdürülen meslek sayısı sistem bütünlüğü içinde günün ihtiyaçlarına göre azaltılarak rasyonalize edilmelidir.
Eğitim programları bilgi ve iletişim teknolojileri, yabancı diller, sorun çözme, karar verme, girişimcilik, ekip çalışması, yenilikçilik, yaratıcılık, toplam kalite gibi işletme beklentilerine cevap verecek unsurları da kapsamalıdır.
Meslekİ eğitimin 1.yılında uygulanan program, öğrencilere mesleklerini 2.yılın sonunda seçme şansı vermek için, aynı olmalıdır.
3. ve 4.yıllardaki programların belirli bir bölümü yerel ihtiyaçlara uygun olmalı ve okullar bunları sosyal tarafların danışmanlığı ile belirlemeye yetkili olmalıdır.
Açılacak bölümler de yerel ihtiyaç analizine dayanmalıdır.
Eğitim programları ve eğitim standartları, meslek standartlarıyla bağlantılı olarak Avrupa Birliği standartları dikkate alınarak belirlenmelidir.
Eğitim programları verimlilikleri açısından değerlendirilmeli, modüler ve esnek yapıda geliştirilmelidir. Bireyin yaratıcılık kapasitesini artırmak hedeflenmelidir.
Programların hazırlanmasında, belirlenecek çerçeveye göre, yerel ihtiyaçları karşılayabilecek program yapısı esas olmalıdır. Modüler ve kredilendirmeye dayalı program yapısı ile dikey ve yatay geçişlerde gerekli esneklik sağlanmalıdır.
Meslekİ Yöneltme ve İşgücü Talebi
Bireyin yaptığı işin onun ekonomik, sosyal ve psikolojik durumuna anlamlı etkileri olmaktadır. Bireyin ilgi ve yetenekleri ile işin gerektirdiği özellikler arasındaki uyum, bireyin işe karşı motivasyonunda ve işdeki başarısında da etkili olan faktördür. Meslek seçiminin isabetli olması bireyin kendi ilgi ve yetenekleri ile işin gerektirdiği nitelikleri tanıması ile mümkündür. Bireyin ilgi ve yeteneklerinin belirginleşmesi için zorunlu eğitim süresi uzatılmakta, bireye kazandırılan eğitsel yaşantı zenginleştirilmekte, programlarda seçmeli derslere yer verilmekte, rehberlik hizmetleri güçlendirilmekte ve yaygınlaştırılmaktadır.
Ülkemizde mesleki yönlendirme, ilköğretimin ikinci devresinde (6-8 sınıflar) başlamakla birlikte, bu dönemde uygulanan eğitim programları mesleki yönlendirme yönünden yeterli değildir. Rehberlik hizmetleri de bireye isabetli meslek seçimi yapması yönünden yetersiz kalmaktadır.
Meslekİ eğitimin geliştirilmesi ve bu okullara gidecek öğrencilerin bilinçli bir şekilde seçim yapabilmeleri için mesleki rehberlik ve danışmanlık hizmetleri geliştirilmelidir.
İşgücü arzı ile işgücü talebi arasındaki niteliksel uyuşmazlık devam etmektedir.
Meslekİ ve teknik eğitim kurumlarının etkinliği, yetiştirdiği becerili ve teknik işgücünün, işgücü piyasasının talepleriyle nitelik ve nicelik yönünden uygunluğu ile orantılıdır. İşgücü piyasasının işgücü talebi ekonomik ve teknolojik gelişmelere göre değişmektedir. Bu nedenle işgücü piyasası işgücü talebinin sürekli ve düzenli olarak izlenmesi gerekmektedir. İşgücü piyasası teriminden yalnızca Ülkemiz işgücü piyasası anlaşılmamalıdır. İşgücü piyasası analizinde AB, bölgemiz ve dünya işgücü piyasasındaki gelişmelerin de dikkate alınması gerekmektedir.
Örgün ve yaygın mesleki ve teknik eğitim kurumlarında uygulanan eğitim programları, bu programlarla yetiştirilen becerili ve teknik işgücü ile işgücü piyasasının ihtiyaçları arasında nitelik ve nicelik yönünden bir uyum görülmemektedir. Bu durumun genelde mesleki eğitime olumsuz etkileri olmaktadır. İşletmelerde beceri eğitimi de belirtilen durumdan olumsuz yönde etkilenmektedir. Hangi mesleklerin hangi seviyede yetişkinlik gerektirdiği, eğitim talebinin örgün ve yaygın hangi eğitim kurumlarında etkili olarak karşılanabileceği belirlenmelidir. Bu durum uygulanan mesleki ve teknik eğitim programlarının yeniden tanımlanmasını gerektirecektir.
Yaşam boyu eğitim kapsamında yetişkin eğitimine önem verilmeli ve AB ülkelerinde olduğu gibi çeşitli teşvik unsurları ile teknolojik gelişmeye uygun işgücü eğitimlerine öncelik tanınmalıdır. Meslek eğitiminin karar, uygulama ve denetleme aşamalarında iş dünyası, sendikalar, meslek kuruluşları ve gönüllü kuruluşların etkin katılımı sağlanmalıdır. Beceri eğitimi ve iş deneyimlerinin önce meslek kurslarında, sonra da yakın işbirliği ile işletmelerde kazandırılması esas alınmalıdır. Bu koordinasyon sonucunda gerçekleşen eğitim ve istihdam bağlantısı yasal olarak da kurulmalıdır.
Meslekİ Eğitim ve Öğretim misyonu
A. Meslekİ eğitim reformunun gerçekleştirilebilmesi için devletin farklı kademelerinde ve toplum kesimlerinden çok ciddi anlamda bir destek vardır. Zira 2 yıl süreyle sosyal ortaklar konu ile ilgili olarak bilgilendirilmişlerdir. 01/09/2004 tarihinde İstanbul Conrad otelde yapılan toplantıda; TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, TESK, DİSK, TÜSİAD, TOBB temsilcileri projeyi desteklediklerini deklere etmişlerdir.
B. Reform, kısa vadeli çözüm önerilerini içeren bir çalışma olmaktan ziyade uzun vadede hem ülkemizdeki istihdamı artırma hem de sosyal ortakların kalifiye elemana sahip olmasını amaçlamaktadır. Dolayısı ile Ülke ekonomisine ciddi katkılar sağlayacaktır.
C. MEB Meslekİ eğitim için öngördüğü genel görev; iyi yetişmiş, kendisini geliştirebilen AB normlarına uygun insan gücüne sahip olmak.
1. Meslekİ eğitim reformunun gerçekleşebilmesi için devletin farklı kademelerinde ve toplum kesimlerinde siyasi irade mevcuttur, ancak bağımsız bir çok birimde çalışma yapıldığı için organizasyon bozukluğu mevcuttur. Bu organizasyon bozukluğunun giderilmesi, faaliyetlerin bir kanaldan yönlendirilmesi hem zaman kaybını hem de faaliyetlerdeki dublikasyonu önleyecektir.
2. Meslekİ Eğitim ve Öğretim Reformu ve beraberindeki mevzuat aşağıdakiler için gereklidir:
· Ekonomik yapılanmayı kolaylaştırmaya yönelik bir görüş ile;
· İş piyasasının gelişimine uygun biçimde.;
· Meslekİ öğretimi Avrupa Birliği ülkeleri düzeylerine çıkartmak;
· Demokratik bir toplumun taleplerine uymak.
3. AB eğilimleri ile uyum içinde olabilmek için sistem aşağıdakileri gerektirmektedir:
· Vasıflı işçiden esneklik ve uyum;
· Pedagojiye öğrenci çıktısına dayanan bir yaklaşım;
· Birden fazla beceri sahibi uzmanların eğitimi;
· İlk yıllar için entegre ve mesleki hazırlık yaklaşımı;
· Alan becerileri ve/veya temel becerilerin başlatılması;
· Değerlendirmeye ilişkin girdi felsefesinden, çıktı felsefesine kayış;
eğitim ve girişimler arasında daha yakın bir ilişki;
4. Yaşam boyu öğrenme, genel eğitim ve mesleki eğitim mevzuatı arasındaki tamamlayıcı önlemlerin alınması için;
-Yaşam boyu öğrenim ve meslekİ eğitimin istihdama katkısı,uygulanabilirliği ve girişimciliği artırmak, fırsat eşitliğini güçlendirmek ,
-Sadece teknolojik değişimden dolayı değil, fakat aynı zamanda yaş piramidinde aktif olarak çalışan kişilerin sayısındaki azalmanın bir sonucu olarak, her yaştan ve meslekten kişiler için yaşam boyu öğrenim sağlanması gerekliliği,
-Yaşam boyu öğrenim ve meslekİ eğitim hedefine ulaşma yeteneğinde bir Avrupa eğitim alanı oluşturmak,
-Öğrenen toplumun doğuşu için yeni bilgi edinilmesinin teşvik edilmesi ve bu amaçla her fırsatta öğrenmek için özendiriciliğin sağlanması, Avrupa Birliğinde insanlar için hareketliliğin ve rekabet gücünün ortaya koyduğu avantajların değerlendirilmesi,
-Bu program çerçevesindeki etkinliklerin yaşam boyu öğrenimi teşvik etmeye yönelik olarak meslekİ eğitim sistemleri ve uygulamalarında kaliteyi geliştirme, yenileşmeyi teşvik etme,
-Meslekİ Eğitimde uygulanan eylemler ve AB ülkeleri arasında bir uyum ve tamamlayıcılık sağlanması,
-İstihdam yaratılması ve korunmasında, eğitimin geliştirilmesinde oynadıkları rol dikkate alınarak, küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ’ ler ) ve zanaat sektörünün mesleki eğitime yakından katılmaları,
5. Meslekİ eğitim alanında, uluslararası işbirliği yoluyla Avrupa alanında meslekİ eğitimin standartlarını geliştirmeyi, küresel değişimler karşısında değişen iş koşullarına meslekİ eğitim yoluyla ayak uydurmak için;
• Özellikle gençlerin beceri ve kapasitelerinin geliştirilmesine destek verilmesi, işe yönelik meslekİ ve çıraklık eğitiminin sağlanması.
• Meslekİ eğitimin kalitesinin ve erişim imkânlarının daha iyi düzeye getirilmesi, yaşam boyu bilgi ve beceri kazanımının sürdürülmesi.
• Meslekİ eğitimin yenilik sürecine katkının teşvik edilmesi ve desteklenmesi, bu kapsamda rekabetçiliğin ve girişimciliğin artırılması.
• Eğitim ya da hizmete yönelik eğitim kurumları ile işletmeler arasında daha yakın ilişkilerin gerçekleşmesini hızlandırmak,
• İşsizlikle mücadele etmek,
Yeni yetenekler kazandırmak,
• İnsan kaynaklarına yatırımın gelişmesine yardımcı olmak,
yönelik başarıyı genelleştirmek.
İş Piyasasının Meslekİ Eğitimin Gelişmesindeki Yeri
Ülkemizde verilen mesleki eğitimin, iş piyasasının beklenti ve ihtiyaçlarını tam olarak karşılamadığı bilinmektedir. Meslek standartları, Sınav ve Belgelendirme sistemi iş piyasasının ihtiyaç ve beklentilerine göre iş hayatının eğitimden neler beklediği konusunda yol göstermektedir. Sistemin uygulamaya geçirilmesi ile eğitim sistemi bu belgeyi esas alarak piyasanın beklentilerini sağlayacak kalifiye eleman yetiştirecektir ve istihdam eğitim ilişkisini güçlendirecektir. Söz konusu sistem hayata geçirilemezse bu fırsatlar kaçacaktır.
1. Meslek Standartlarının belirlenmesinde yapılmasında ve iş piyasasının analizinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından yardım alınmalıdır. Çünkü; Meslek Standartları, Sınav ve Belgelendirme Sistemi, işverenler açısından düşünüldüğünde, işverenlerin istihdam edecekleri kişilerin beceri ve bilgilerinin yeterliliklerinin ne olduğunu bilmelerini ve kendilerine en uygun kişinin seçiminde, ücretlendirilmesinde ve yükselmesinde isabetli karar verebilmelerini sağlayacaktır. Bu sistem, iş arayanlara ise mesleki yeterliklerini, bilgi ve becerilerini zorlanmadan ispatlayabilme fırsatı verecektir.
2. Ayrıca herhangi bir eğitim almadan çalışarak beceri kazananların büyük bölümü sahip oldukları becerileri belgelendirememekte, bu kişilere verilen belgeler başka kurumlarca kabul görmemektedir. Meslek Standartları, Sınav ve Belgelendirme Sistemi ile bu sorun ortadan kalkacaktır. İş piyasası, insan gücü ve eğitim köprüsünü kuran bu sistemin yasalaşmaması tüm bunlardan her iki tarafın da yararlanamamasına neden olmaktadır.
3. Meslek sektörlerini Sanayi ve Ticaret Odaları belirlemektedir. Dolayısı ile Meslek sektörleri sınıflandırma bilgileri TOBB yardımıyla belirlenmelidir.
4. Dünya’da ve AB’de muhtemel yeni meslekler göz önünde bulundurulmalıdır.
5. Meslek ve Eğitim Standartları birbirleri ile ilişkilendirilmelidir.
5.1.Standartların geliştirilmesi, gözden geçirilmesi, revize edilmesi ve akreditasyon organlarının çalışma yeri standartları geliştirmesi,
5.2.Standart belirleme organları tarafından geliştirilen, revize edilen standartların akredite edilmesi.
5.3.Eğitim Standartları, öğretim proğramının değerlendirilebilir sonuçlara ve birimlere dönüştürülmesi ve bunların yeterliliklerde birleştirilmesi.
5.4.Meslekİ eğitim ve öğretim sağlayacak ve/veya öğrencileri değerlendirecek kurumların onaylanması ve kalite güvence süreçlerinin işletilmesi.
6. Yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde iş piyasasının ihtiyaçları ve eğitim analizleri ile ilgili yöntemler ve döngüsel yaklaşımlar uygun kurumların ve gelecekte yapılacakların kurulması ile güçlendirilmelidir.
7. Meslekİ ihtiyaçlar ve eğitim ihtiyaçları konusunda sürekli girdi sağlamak amacı ile, sosyal ortakların katılımcı bir şekilde dahil edilmesi, yerel, bölgesel ve ulusal düzeydeki uygun üç taraflı örgütler ve gelecekte yapılacak işler tarafından güçlendirilmelidir.
8. Okulların kapasitelerinin, yerel girişimler ve yerel topluluk ile yanıt veren ilişkilerin sağlanması için geliştirilmesi gerekmektedir (mevzuat, örgütsel gelişim, girişimsel kapasite ve eğitim aracılığıyla).
9. Sosyal ortakların katılımı için yerelleşmeye gidilmelidir.
İnsanın yeteneklerine duyulan ihtiyacın artması eğitimin bireyselleşmesine neden olmuştur. İnsan hakları ve demokrasinin gelişmesi eğitimde yerelleşme ve özelleşmeyi gündeme getirmiştir. Bu gelişmeler sonucu eğitim sisteminin yeni yapı kazanması ve yeni değerler yüklenmesi zorunlu hale gelmiştir. Ancak, Türkiye’de şimdiye kadar eğitim sisteminde yapılan değişmeler sorunun köküne inmekten uzak kalmıştır.
Merkezi Yönetimden her şeyi beklemek doğru değildir. Merkezi yönetimin bizim için neler yapabileceğini beklemek yerine, sistem için neler yapacağımız önerilerini geliştirmemiz gerekmektedir. Eğitim yöneticileri eğitimin kalitesini yükseltmek için çaba sarf ettiklerinde mevzuatın o kadar da engel olmadığını göreceklerdir.
Meslekİ eğitim ve öğretim sisteminin yerelleştirilmesi bağlamında; Müdürün, yönetim ekibine karşı tümüyle sorumlu olmasını sağlama hedefi doğrultusunda, mesleki eğitim kurumlarında yönetimin güçlendirilmesi için bir adım daha ileri gitmek gerekmektedir. Bu tür bir güçlendirme, bu ekibin oluşumuna ilgili yerel yönetim temsilcilerinin ve sosyal ortaklarla meslek kuruluşlarının temsilcilerinin dahil edilmesi ile sağlanabilir. Aynı zamanda, mesleki eğitim kurumlarına veya çıraklık merkezlerine ilgi duyan kişiler de bu ekibe davet edilebilirler.
Devlet, yani Merkezi İdare, Bölgeler ve şirketler, sürekli meslekİ eğitim için ana aktörlerdir. Devlet ve Bölgelerin özellikle kamu yönetiminin yerelleşmesi ile ilgili olan yeterlikleri yasalar tarafından belirlenmelidir.
Bölgeler, sürekli mesleki eğitim alanında geniş kapsamlı yeterliğe sahip olmalı. Devlet, kamunun istihdam konusundaki sıkıntıları nedeniyle müdahele edebilmeli. Aynı zamanda, profesyonel sektörle anlaşmaları ve şirketlerin de sürekli mesleki eğitim bölgesindeki yatırımlarını teşvik etmelidir.
Devletin finansman rolü ile uyumlu olarak, tekelciliğini ve ayrıntılı örgüt denetimini ve Meslekİ Eğitim ve Öğretimin denetim ve değerlendirmesini bırakması gerekmektedir;
Yönetim ve kontrol sorumluluğu sadece bakanlıklar arasında değil aynı zamanda bölgesel ve yerel makamlar ve okullar ile de paylaşılmalıdır;
Yönetimde bölgesel ve yöresel destek sağlanmalıdır.
Yönetim yetkilerinin verilmesi, Meslekİ Eğitim ve Öğretim için merkeziyetçilikten uzak (ve kısmen özelleştirilmiş) bir kaynak tahsisi ile birleştirilmelidir; Maliye ve Ekonomi Bakanlıkları, eğer asıl kurucular değillerse, kapsamlı müdahale yetkisine sahip olamazlar.
Yönetim standart ve katı olmaktan çok esnek ve akıcı olmalıdır.
Merkezİ fonların belirli bir yüzdesi bunların etkin kullanımından sorumlu ve mesul kılınmış bölgelere yeniden dağıtılmalıdır;
Bölgesel makamların fon toplama yetkileri fon sağlama sorumluluklarının Devlet ile paylaşılması amacı ile oluşturulmalı ve seferber edilmelidir.;
Okulların hem gelir oluşturma sorumluluklarının, hem de yerel piyasa ve girişimlere yanıt verebilme ihtiyaçlarının ışığında daha özerk hale gelmeleri için düzenleyici bir çerçevenin mevcut olması gerekmektedir.
Desantralizasyon ve farklılaşmanın ışığında, ulusal düzeyde, öğretme yeterliliklerinden inşaat alanı kriterlerine kadar sistemin tamamı için yeterliliklerin şeffaflığı ve performans göstergelerinin uygulanmasına ilişkin olarak MEB’in bir yönetim rolüne sahip olması gerekmektedir;
Yasamaya ilişkin ve örgütsel sonuçlarının, hükümet tarafından ve örn. kamu sektörü/bakanlıklar ve okul yönetimi gibi bağış sahipleri tarafından idare edilen idare ve yönetim gelişimi ile desteklenmesi gerekmektedir.
Kaynaklar
[1]- Bülbül, H. İ., 1998, Meslekİ ve Teknik Eğitimde öğretim stratejileri ve Yeni teknolojilere entegrasyonu, 16. Milli Eğitim Şurası Hazırlık Dokümanı. 27-32, Ankara.
2- Senemoğlu, N., Gelişim Öğrenme ve Öğretim Kurama olan Uygulamaya. Spot Matbaacılık, Ankara 1997.
3- Özçiftçi,A, ve diğerleri., Yükseköğretin Öncesi Meslekİ Ve Teknik Eğitim İçin Öneriler, MEGEP , Bildiriler, 24 Ocak 2004, Ankara
4- Çelik, S., 2003, Ülkemiz Meslekİ ve Teknik Eğitiminde Dış Kaynaklı Proje Uygulamaları.
5- Kadı, İ., Borat, O., 1998, Türk Eğitim Sisteminin Genel Durumu ve Eğilimler, 16. Milli Eğitim Şurası Hazırlık Dokümanı. 1-12, Ankara.
6- “Meslekİ Eğitim Sistemimiz ve İşletmelerdeki Beceri Eğitimi: Sorunlar ve Çözüm Önerileri” Raporu, TİSK 3 Eylül 2004, s.14.,Ankara
7- Uluslar arası Yönetim Geliştirme Merkezi, Dünya Rekabet Yıllığı, 2004(IMD)
8- “Meslekİ Eğitim Sistemimiz ve İşletmelerdeki Beceri Eğitimi: Sorunlar ve Çözüm Önerileri” Raporu, TİSK 3 Eylül 2004, s.14.,Ankara
9- Eurostat, Young’s People’s Training, Key Data On Vocational Training İn The European Union, p.26